Bu yazı Sünneti ve hadisleri inkar edip saldıranlara tokat gibi cevap olsun 5 üzerinden 4.56 | Toplam : 16 kişi
  1. 1
    Desert Rose Bayan Üye
    Desert Rose
    Bayan Üye

    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 10,696
    Tecrübe Puanı: 157

    Bu yazı Sünneti ve hadisleri inkar edip saldıranlara tokat gibi cevap olsun


    İlk devirlerde Sünnet düşmanlığı o kadar ileri boyutlara ulaştı ki, ashabı küfürle itham etme ahmaklığını gösterdiler. Bunun sonucu olarak, onların bu bâtıl iddialarına göre Hadis–i şerifler, kâfir olan bir topluluğun rivayetleri olduğu için hiçbirini kabul etmediler.
    Hadis düşmanlarının amacı; Sünnet–i Nebeviyye'yi devre dışı bırakarak, akıllarınca Resûlullah'ı devreden çıkarmaktır.İslâm âlimlerinin, Kur'an'ın tefsiri olarak kabul ettiği "Sünnet"i güya bu şekilde hallettikten sonra sıra ikinci adıma, yani Kur'an'a gelecekti!..

    Bazı ilimler vardır, ilaç gibidir, insanın sıhhat ve afiyeti için zarurîdir. Bazı fikirler de vardır, zehir gibidir, insan hayatına kasteder, öldürücüdür.İşte bu gibi fikirlere son derece dikkat etmek, bu tür görüş sahiplerinden son derece sakınmak lâzımdır.Bu zehirli fikirlerden biri de, uzun zamandır mevcut olmayan; fakat son yıllarda kötü kokusu yayılmaya başlayan "Hadis ve Sünnet'i Kabul Etmeme Hastalığı"dır. Maalesef son zamanlarda İslâm dünyasında bu yöndeki itirazlar gün yüzüne çıkarılmış, "Kur'an'daki İslâm", "Kur'an
    Müslümanlığı" ve "Kur'an'a Dönüş" ve benzer sloganlarla, sünnet ve hadis üzerinde birtakım şüpheler ve istifhamlar gündeme getirilmiştir.İşin üzücü tarafı, bunlar gündemde kalmaya devam etmektedir. Bu sloganik ifadeleri âdeta vird hâline getirip devamlı telaffuz eden bu gürûhun, hemen hemen hepsinin Sünnet–i Resûlullah karşısındaki tavırları menfîdir veya en azından lâkayddır. "Kur'an'ın yeterli olduğu" fikrini hararetle savunup, Sünnetsiz İslâm arayışı içine giren bu zavallılar, her konuda âayet arayıp, âyet dışında kendilerini bağlı hissedecekleri bir başka "Lâ raybe fîh" delilin bulunmadığını ileri sürüyorlar. Tabiî bunların, her lafın başında "Kur'an" demelerine bakan da onları Kur'an sevdalısı zanneder.İyi de, hem Kur'an'da bulunan: "Peygamber size neyi verdiyse, onu alın; size neyi yasakladıysa, ondan da sakının."(1) gibi Sünnet'e delâlet eden bir kısım âyetlere rağmen Sünnet'i inkâr edeceksin, hem de Kur'an sevdalısı olacaksın, bu mümkün mü?! Size sıradan bir kitap hediye eden birine bile teşekkür edip, minnet duymak bir insanlık icabı iken, Hz. Kur'an gibi dünya ve âhiret saadetinin reçetesini sunan yüce bir kitabı bizlere getiren Resûlullah'a bırakın teşekkür etmeyi, onun Sünnet'ini dahi inkâr edip devreden çıkarmaya çalışmak, acaba nasıl bir insanlık icabıdır?


    Hadis ve Sünnet'i kabul etmeyip sadece Kur'an Müslümanlığından söz edenler, aslında asırlardan beri vardır ve eksik olmamıştır. Tabiî bu tür eğilimler ve görüşler hep azınlıkta kalmış, marjinal gruplar tarafından kabul görüp sahiplenilmiş ve ortaya sürülmüştür. Tarih yine tekerrür etmektedir.

    Uzun zamandan beri bazı kardeşlerimiz bizlere bu hususta sürekli sorular soruyorlar. Bulundukları çevrelerde, gerek mahalle gerekse iş ortamlarında Sünnet inkârcılarının olduğunu ve onlarla sık sık bu konuda karşı karşıya gelip, fikir çatışmaları yaşadıklarını; fakat susturucu deliller sunamadıklarını üzülerek bizlere iletiyor ve bu hususta bir yazı kaleme almamızı rica ediyorlardı. Bizlerin de âcizâne gayreti ve arzusu, bu sapık fikirlere karşı gerekli ilmî müdafaanın yapılabilmesi ve bu yanlış görüş sahiplerinin oyununa gelinmemesi olduğundan, inşallah bu Sünnet ve Hadis münkirlerine reddiye mahiyetindeki bu yazımı kaleme alıyorum.

    Sünnet'in delil olarak kullanılmasını inkâr ederek, sadece Kur'an'la yetinmeyi iddia eden bu fasid görüş sahiplerinin bunu söylemelerindeki gayeleri farklı farklıdır. Dolayısıyla konuya, öncelikle bu fasid görüşün nereye dayandığı ve bunların kimler olduğu hususunda bir tasnif yaparak başlamak istiyorum.

    Bunları genel olarak iki gruba ayırabiliriz
    Bunlardan bir grup; müslüman oldukları veya müslüman olduklarını iddia ettikleri hâlde Sünnet'i kabul etmeyip, aleyhinde olanlardır ki bunlar,İslâm'ın ilk dönemlerinde Hz. Ali Radıyallahu Anh'ın hilafeti döneminde ortaya çıkan "Haricîler" tâifesidir. Bu tâife "Hüküm sadece Allah'ındır"(2) âyetini ele alarak böylesine doğru bir hükümden, yaptıkları tevillerle yanlış anlamlar çıkardılar ve bu âyet–i kerîmeyi istismar ederek Hz. Ali Radıyallahu Anh ve

    Hz. Muaviye Radıyallahu Anh arasında vuku bulan Sıffin savaşında, her iki taraftan da savaşa katılan sahâbenin adaletini, dolayısıyla onlardan gelen rivayetleri bütünüyle reddettiler. Hatta daha da ileri giden bu sapıklar, ashabı (hâşâ) küfürle itham etme ahmaklığını gösterdiler. Bunun sonucu olarak, onların bu bâtıl iddialarına göre hadis–i şerifler (hâşâ) kâfir olan bir topluluğun rivayetleri olduğu için hiçbirini kabul etmediler.

    İkinci grup ise; batılı müsteşriklerin bâtıl görüşleri veİslâm dışı cereyanlardır. Bu grup, aslında sadece Sünnet'e değil, temelde her şeyiyleİslâm'ın bizâtihi kendisine karşıdır. Bunların esas amacı; müslümanların zihinlerine şüphe tohumları atmak,İslâm topluluklarının arasına fitne sokup, onların birlik ve beraberliğini yok etmektir. Evet, ellerinden gelse bunu hemen yapacaklar; fakat karşılarında en büyük mâni olarak, bu dinin peygamberi Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i buluyorlar. Öyleyse yapılacak iş, ilk adım olarak, bu maniyi aşmak ya da en azından ümmet nezdindeki sarsılmaz otoritesine gölge düşürmek geliyor… Bunun için de özellikle Sünnet'i ve hadisi hedef almışlar, az önce zikrettiğimiz birinci grubun tavrından da faydalanıp, birtakım sun'i tartışmalarla müslümanları Sünnet hakkında şüpheye düşürme gayreti içine girmişlerdir. Böylece Sünnet–i Nebeviyye'yi devre dışı bırakarak, akıllarınca Resûlullah'ı devreden çıkaracaklar.İslâm âlimlerinin Kur'an'ın tefsiri olarak kabul ettiği "Sünnet"i güya bu şekilde hallettikten sonra sıra ikinci adıma, yani Kur'an'a gelecekti!..
    Kur'an, bunların bâtıl fikir ve itikâtlarına kesinlikle mesned teşkil edecek değildir. Ama Kur'an'ın gerçek yorumu olan Sünnet devre dışı bırakıldığı için işleri artık kolaylaşmış olacaktı. Bundan sonra yapılacak iş, Kur'an'ın, kendi arzularına göre yeniden yorumlanması ve tevil edilmesidir. Tabiî bunu yaparken hem bu konuda gayet samimiymiş havası vermek, hem de fincancı katırlarını ürkütmemek için, bu operasyona şirin bir isim de koymak gerekiyordu ki, onu da bulmuşlardır. Bu isim ne olsun? "Kur'an'a Dönüş" olsun, "Kur'an İslâm'ı" olsun...
    Bu maksatla işe başlayan bu gürûh, Kur'an'ı rahatça keyiflerine göre biçimlendirebilecekleri zehâbına kapılarak, ehl–i imanın akidesini bulandırma gayreti içine girmişlerdir. Kimi cehaleti, kimi de birtakım çıkarları sebebiyle, bu zehirli fikrin rüzgârına bazı kimseler kapılmış olsa da inşallah bu Hadis inkârcıları umduklarını bulamayacaklardır. Bu din, Kur'an ve Sünnet çerçevesinde asırları aşıp bu güne dek nasıl sapasağlam geldiyse, kıyamete kadar da böylece devam edecektir…
    Hadisleri güya sıhhatinden şüphe ettikleri için kabul etmeyen ve "Bize Kur'an yeter" diyerek sadece Kur'an'ın delil olacağını söyleyen birtakım kimseler, her ne kadar Hadis'i kabul etmediklerini ifade ediyorlarsa da, bu fikirlerine delil olarak ileri sürdükleri bir Hadis–i şerif vardır. Şimdi bu Hadis'in değişik tariklerle gelen birkaç rivayetini ve Hadis âlimlerinin bunların senetleri hakkındaki görüşlerini sizlere arz edeceğim. Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    "Size benden bir Hadis geldiğinde bunu Kur'an'a arzedin. Eğer bu Hadis'le ilgili Kur'an'da bir asıl buluyorsanız, Hadis'i alın, bulamıyorsanız onu reddedin."

    Hadis inkârcılarının kendilerine delil olarak aldıkları bu Hadis–i şerif hakkında Ukayl Rahimehullah: "Bu Hadis'in sahih isnadı yoktur." der. Sağanî Rahimehullah ise: "Mevzûdur." der.(3)

    Yine bu mânada Beyhakî, senedini de zikrederek, Bişr b. Numeyr, Hüseyin b. Abdullah tarikiyle onun babasından, onun da Hz. Ali'den naklettiği bir başka Hadis'i zikreder ki, Efendimiz bu Hadis'te şöyle buyurmuşlardır:
    "Bazı insanlar olacak, benden Hadis rivayet edecekler. Size bir kimse Hadis rivayet ettiğinde bu Kur'an'a muvafıksa, onu ben dedim. Size bir kimse Hadis rivayet ettiğinde bu Kur'an'a muvafık değilse, onu ben demedim."
    İmam Beyhakî bu Hadis'le ilgili olarak:

    "Bu zayıf bir isnaddır. Böyle Hadis'lerle delil getirilmez." der.İbn Maîn, bu Hadis'i rivayet eden Hüseyin b. Abdullah b. Dumeyre için "Sika ve güvenilir birisi değildir." demiştir.İmam Buhârî de bu kişi için:
    "Hadis'i münkerdir, kendisi zayıf biridir." der. Ebû Zür'a ise "Hadis'i kıymet takdir edeceğim hiçbir ölçüde değil." demiştir.(4) Bu Hadis'in diğer ravisi olan Bişr b. Numeyr için de "Sika değildir." denilmiştir.
    Bu Hadis başka tariklerle de rivayet edilmiştir; lâkinİmam Beyhakî bu rivayetler için:
    "Bunların hepsi zayıf rivayetlerdir." demiştir.

    İşte muhterem okurlarım, Hadis inkârcılarının, işlerine gelince, Hadis âlimlerinin kesinlikle delil kabul etmedikleri zayıf isnadlara dahi nasıl yapıştıklarını görüyorsunuz. Ama işlerine gelmedi mi, Hadis sahih de olsa inkâr ederler. Buradan rahatlıkla anlayacağınız üzere, bunların derdi kesinlikle üzüm yemek değil; maalesef bağcıyı dövmektir.

    Şimdi sizlere Hadis âlimlerince sahih kabul edilen bir başka rivayeti nakledeyim. "Kur'an bize yeter." diyenler hakkında bakınız Peygamber

    Efendimiz asırlar öncesinden ne buyuruyor:

    "Şunu kat'i olarak biliniz ki, bana Kur'an ile birlikte, onun bir benzeri (sünnet) de verilmiştir. Karnı tok bir şekilde koltuğuna kurulmuş olan bazı kimselerin: "Bize Kur'an yeter! Onda helâl olarak ne görmüşseniz, onu helâl; neyi de haram görmüşseniz, onu da haram kabul ediniz." diyeceği zamanlar yakındır. Bilin ki, Allah resûlü'nün haram kıldığı da Allah'ın haram kıldığı gibidir."(5)
    Efendimizin, bu kimselerin "karınları tok bir şekilde koltuklarına kurulacaklarını" özellikle beyan etmesi ne kadar taaccübe şâyan değil mi? Müçtehid geçinen,İlahiyat patentli birtakım zevatın, televizyon kanallarında arz–ı endam ederek, koltuğuna kurulmuş vaziyette "Bize Kur'an yeter." dediklerini görünce inanın aklıma hemen bu Hadis–i şerif geliyor. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm on dört asır öncesinden nübüvvet dürbünüyle bakarak, bu günleri müşahede edip bizlere haber vermiş ve bu tâifeyi de böylesine tasvir ederek, gözlerimizin önüne bir tablo gibi sermiştir. Tâ ki bunlar bilinsin ve ümmet bu fitnelerden sakınsın...
    Mevlâ Teâlâ bizlere Sünnet–i Seniyye'yi en iyi şekilde öğrenip, en güzel şekilde yaşamayı nasip eylesin! Fî emânillah!


    Dipnotlar:
    1–Haşr, 7
    2–Yusuf, 40
    3–Şevkani, el–Fevâidü'l–Mecmûa 278, 291; el–Makâsidü'l–Hasene, 36; Keşfü'l–Hafâ, Hadis no: 220; Mecmau'z–zevâid, I/170
    4–Mîzânü'l–i'tidâl, II/302; Buhârî, et–Târîhü'l–kebîr, IV/291
    5–Ebû Davud, Sünnet 6; Tirmizî,İlim 10;İbn Mâce, Mukaddime 2; Dârimî, I,117.

    Kaynak:Beyan Dergisi


    İlgili Yazılar

  2. 2
    VESLiHAN Bayan Üye
    VESLiHAN
    Bayan Üye

    Üye No: 108092
    Mesaj Sayısı: 427
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Bu yazı Sünneti ve hadisleri inkar edip saldıranlara tokat gibi cevap olsun


    petgamber efendimizin sünnetleri ve hadisleri tamamen müslümanların iyliği için uygulanmaktadır islamı dagha rahat ve doğru yaşamak için bu sünnetlere uymak gerekir ayrıca sosyal yaşamı toplumsal yaşamıda dengelemektedir


  3. 3
    Şem'a Özel Üye
    Şem'a
    Özel Üye

    Üye No: 677
    Mesaj Sayısı: 3,242
    Tecrübe Puanı: 34

    Cevap: Bu yazı Sünneti ve hadisleri inkar edip saldıranlara tokat gibi cevap olsun


    Sünneti inkar edenler SÜNNETSİZ insanlardır


  4. Reklam

  5. 4
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Yorum: Bu yazı Sünneti ve hadisleri inkar edip saldıranlara tokat gibi cevap olsun


    Mesela bir hadisi inkar eden yani böyle değildir böyle bişey yoktur demenin hükmü nedir kişi kafir olur mu, haram mıdır?


  6. 5
    arifselim Yönetici
    arifselim
    Yönetici

    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 29,921
    Tecrübe Puanı: 10

    Bir sahih hadisi hadis diye değilde, bunun hadis olmadığını veya kriterlere uygun olmadığını düşünerek inkar ederse bu küfür olmaz. Ancak prensip olarak sünneti inkar eden kafir olur. Bu tehlikeli bir konudur ve her müslüman delilsiz konuşmamalı ve ehil olmadığı konularda görüş belirtmemelidir.


  7. 6
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Siz önce Haşr 7 de ayet içinden cümleyi cımbızlamadan yazın. Peygamber neyi vermiş neyi yasaklamış acaba. Allah'tan korkun....
    ''Allah'ın o kent halkından, Resulüne verdiği ganimetler, Allah'a, Resul'e, ona akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara, yolcuya aittir. Ta ki içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.''


  8. 7
    muvahhid19 Üye
    muvahhid19
    Üye

    Üye No: 109733
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 1

    Siz önce Haşr 7 de ayet içinden cümle cımbızlamadan yazın da bakalım neymiş acaba peygamberin verdiği ve yasakladığı... "Allah'ın o kent halkından, Resulüne verdiği ganimetler, Allah'a, Resul'e, ona akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara, yolcuya aittir. Ta ki içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir."
    Haşr 7
    Allah'tan korkun ayeti cımbızlayarak tahrif etmeyin


  9. 8
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Şimdi soruyorum sizlere arkadaşlar. Kur'an da peygamber efendimizin söylediği her şeyi yapmamız emrediliyor. Peygamber efendimizin söylediklerini kaleme alanlar kafir o zaman. Peygamber efendimizin zulmettiğini yazanlar kafir. Çünkü iftira atıyorlar. Peygamber efendimizin büyülü halde dolaştığını söyleyenler kafir o zaman yalan söylüyorlar. Yazılan hadisler bir kere kendi kendini yalanlıyor. Hem kendisiyle çelişiyor hem Kur'an la. Bakın mesela

    Bir namazı günde iki defa kılmayın.”

    Ebu Davud 2/56

    Sizce Allah'ın Resulü Allah'ın kulunun Allah'a dua etmesini onu övmesini engeller mi ?
    Ayetler ile ters olan bir dünya hadis var. Yapmayın arkadaşlar. Tamam hadisler sünnetler inkar edilemez ama Kur'anı Arapça okuyup anlamayıp hadisleri Türkçe okuyup anlayan arkadaşlar. Hadisleri niye Arapça okumuyorsunuz nasıl olsa kimse anlamıyor. Ama Kur'anı Türkçe okusanız her şeyin ne olduğunu anlayacaksınız eğer okuyup anlayıp hala başka kitaba yönelenler var ise ayet ile cevap vereyim.

    Elçi de şöyle der “Ey Rabbim, benim toplumum bu Kuran’ı devre dışı tuttular.”
    25- Furkan Süresi 30
    Allah size*kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım?” (Enam, 114)

    Ve Allah (cc) 'Kitap’ ta*hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (Enam, 38) dediği halde neden başka yerlerde başka şeyler arayalım.
    Düşünsenize sorgu günü hangi şekilde cevap versek doğru olur.
    Allah'im ben sadece gönderilmiş olan kitabı okudum ve ona uydum. Demek mi yoksa
    Allah im ben göndermiş olduğun kitabı eksik buldum. Hadislerle yaşadım. Kur'anı anlamadığım dilde okuyup kaldırdım. Demek mi? Arkadaşlar beni bir aydınlatın. Kırmadan küfre kaçmadan. Belki yanlış bildiğim şeyler vardır. Yaşım 30. 3 çocuk babasıyım gelecek neslime yanlış bilgi aktarmayayım aktarmayalım ?


+ Yorum Gönder