Tenasül Aletinden Akan Mezyi 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    MaxiMilyan SÜPER EDİTÖR
    MaxiMilyan
    SÜPER EDİTÖR

    Üye No: 56
    Mesaj Sayısı: 234
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 31
    Yer: Hatay İskenderun

    Tenasül Aletinden Akan Mezyi


    Tenasül Aletinden Akan Mezyi


    Bilindiği gibi, ön ve arkadan çıkan şeyler iki kısma ayrılır: Bi*ri mu'tad, diğeri gayr-ı mutad olan şeylerdir. Mutad şekilde çıkan şeylerden dolayı bazan gusül gerekir, bazan da sadece abdest ge*rekir. Abdest gerektiren şeyler daha çok şu üç sıvıdır: İdrar, mezyi ve vedyi... İdrar herkesçe bilinen bir sıvıdır. Mezyi, ince sarı bir sudur ki, şehevi lezzet duyulduğunda akar. Medyî ise, beyazca kalın bir sıvıdır ki, çoğu zaman idrardan sonra akar.
    Mezyi veya medyi akınca gusül mü gerekir, abdest almak mı icab eder? Bunun cevabını vermeden önce ilgili hadîsleri naklede*lim:
    Sehl b. Hüneyf’den (r.a.) yapılan rivayette diyor ki:
    "Mezyi'den dolayı akıntı ve meşakkatla karşılaşır ve bu yüz*den çokça yıkanırdım. Bu halimi Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'e anlattım, buyurdu ki:
    "Ondan dolayı sadece abdest alman yeter..."
    "Bunun üzerine dedim ki:
    "Ya Resûlellah! ondan elbiseme dokunan nasıl olur?" Buyurdu ki:
    "Bir avuç su alıp ondan elbisene dokunduğu yere, gördüğün kadarıyla serp..."[152]
    Aynı hadisi el-Esrem şöyle rivayet etmiştir:
    "Ben mezyiden dolayı hayli sıkıntıyla karşılaşıyordum. O sebeple Peygamber (a.s.) Efendimiz'e geldim ve Ona (durumumu) anlattım. Buyurdu ki:
    "İki avuç dolusu su alıp onun üzerine serpmen sana yeter..."[153]
    Hz. Ali b. Ebî Tâlib (r.a.)'den, demiştir ki:
    "Ben çok mezyisi akan bir adam idim, Peygamber (a.s.) Efendimiz'den (bu hususu) sormayı utanıyordum; o sebeble Mikdad b. Esved'e Peygamber'den sormasını söyledim, o da sormuş ve Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Onda abdest vardır" (yani sadece abdest bozulur ve namaz için abdest almak gerekir).[154]
    Müslim'in yaptığı rivayette ise şu cümle yer almaktadır:
    "Te*nasül aletini yıkar ve öylece abdest alır..."
    Ahmed b. Hanbel ile Ebû Dâvut'un yaptıkları rivayet ve tesbitte ise, şu cümlelere yer verilmiştir: "Tenasül aletini ve erkeklik be*zini yıkar, öylece abdest alır..."
    Abdullah b. Sa'd'den (r.a.) yapılan rivayette demiştir ki:
    "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'den sudan sonra gelen sudan (idrardan sonra gelen sıvıdan) sordum. Buyurdu ki:
    "O mezyiden bir kısımdır ve her erkek hayvandan mezyi gelir. O bakımdan fer*cini (tenasül aletini) ve erkeklik bezini yıkar ve namaz için alınan abdest gibi bir abdest alırsın."[155]
    Hadîs-i şeriflerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:
    1- Şehevi bir duygudan sonra akan ince sarımsı bir su (mezyi) dan dolayı gusül gerekmez.
    2- Mezyin akmasıyla abdest bozulur. Namaz için yeniden abdet almak gerekir.
    3- Mezyi aktıktan sonra o nahiye üzerine su serpilir. Çünkü akan bu sıvı da necis kabul edilmiştir.
    Hadîslerin ışığında müctehid imamların ve diğer ilim adamla*rının istidlal, ihticac ve görüşleri:
    a) Meniy dışında akan mezyi ve vedyi'den dolayı gusül gerek*mez. Abdest bozulur. Mezhepler bu hususta müttefiktir, aynı zaman*da icma' vaki olmuştur.[156]
    b) Mezyi necistir. O bakımdan dokunduğu yer üzerine su ser*pilir. Mezhep imamları bu hususta da görüş birliği içindedir. Sade*ce İmamiyye buna muhalefet ederek, "eğer mezyi necis olsaydı, herhalde dokunduğu yerin yıkanması gerekirdi, oysa Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, üzerine su serpiniz, buyurmuştur.
    İmamiyye'nin bu yolda ki kıyası isabetli değildir. Çünkü dinde öyle konular var ki, biri diğerine kıyas edilemez, şârı'ın beyanına uyularak amel edilir. Meselâ, ayakkabının altına dokunan necase*tin su ile değil, yere sürtmekle temizleneceğini Resûlüllah (a.s.) be*yân buyurmuştur. Necaset olduğu için onu diğer eşyaya dokunan pislikle kıyas edip herhalde yıkanması gerekir diye bir sonuç çıka*ramayız...
    c) Mezyi'nin çıktığı yer ile o nahiye üzerine su serpilir. Elbi*seye dokunduğu takdirde, üzerine su serpmekle temizlenir mi? Bu hususta farklı ictihadlar vardır:
    a) İmam Şafiî'ye göre, o elbisenin mezyi dokunan kısmının yıkanması gerekir. Nitekim Müslim ve Ahmed b. Hanbel'in rivayet*lerinde, "tenasül aletiyle erkeklik bezini yıkar..." cümlesi yer almak*tadır. Oysa cumhur buradaki "yıkar" sözünü, su serper manâsına hamletmiştir. Çünkü diğer sahih hadîslerden birincisinde (147 nolu hadîs) "Bir avuç su alıp ondan elbisene dokunan kısma görebil*diğin kadarıyla serp..." buyurulmuştur.
    b) Mâliki'lerle Hanbelî'lerden bir kısmı ve İmam Evzâî, mez*yiden dolayı tenasül aletiyle erkeklik bezlerinin tamamını yıkamak veya üzerine su serpmek gerekir.[157]Cumhura göre ise, sadece bu nahiyede mezyin dokunduğu yer yıkanır, yani üzerine su serpi*lir. İbn Hazm de aynı görüştedir.
    Bu konuda rivayet edilen hadîsler ve aralarındaki (nüans) farkları, diğer yandan Hanbelî'lerin ictihad ve görüşünü yansıtan Mü'cemü’l-Fıkhil-Hanbelî'de El-Muğni’den özetlenerek şöyle deniliyor:
    "İnsanın ön ve arkasındaki tabii yollardan çıkan idrar, dışkı mezyi veya medyi veya kan bunların hepsi necistir, Mezyi (yi filizlemede) su serpmek kâfidir. Bazısına göre, onu da yıkamak vacibdir."[158]
    Mezyi konusunda ağırlığı, Hz. Ali'den yapılan rivayetler oluşturuyor. Ebu Cafer el-Ezdi et-Tahâvî sekiz kadar rivayeti şu farklarla tesbit edip nakletmiştir:
    1- Râfî' b. Hudayc'den yapılan rivayete göre, Hz. Ali (r.a.), Ammar vasıtasıyla Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'den mezyi hakkında sormasını istemiş, Peygamberimiz (a.s.), "tenasül aletini yıkar e abdest alır" diye cevap vermiştir.
    2- İbn Abbas'dan yapılan rivayete göre, Hz. Ali bir adam vasıtasıyla mezyi hakkında Peygamber (a.s.) Efendimiz'den sordurmuş, Peygamberimiz (a.s.) "onda abdest vardır" buyurmuştur.
    3- Hz. Ali (r.a.) aynı şeyi Mikdad b. el-Esved (r.a.) vasıtasıyla Peygamber (a.s.) Efendimizden sordurmuş, Peygamberimiz (a.s.), Her erkekden mezyi gelir. Meni olursa, onda gusül vardır. "Mezyi olursa, onda abdest vardır" buyurmuştur.
    4- Ebu Abdurrahman'dan yapılan rivayette, Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: "Ben çok mezyisi olan bir adamdım. Yanımda Peygamber'in kızı bulunuyordu, (o bakımdan kendim sormaya utandım). Peygamber'e haber gönderip (sordurdum). Buyurdu ki:
    "Abdest al ve orasını yıka..."
    5- İbn Ebî Leylâ'dan yapılan rivayette Hz. Ali (r.a.) diyor ki:
    "Peygamber (a.s.) Efendimiz'den mezyi hakkında soruldu; buyurdu ki:
    "Onda abdest, menî'de gusül vardır."
    6- Hâni' b. Hani'den yapılan rivayete göre, Hz. Ali (r.a.) de*miştir ki:
    "Ben çok mezyisi olan bir adamdım. Mezyim geldikçe guslederdim. Peygamber (a.s.) Efendimiz'e sordurdum. Buyurdu ki:
    "Onda abdest vardır..."
    7- Husayn b. Kubeyse'den yapılan rivayete göre, Hz. Ali (r.a.) demiştir ki:
    "Ben çok mezyisi olan bir adamdım. Peygamber'e (a.s.) sordum, buyurdu ki:
    "Mezyi gördüğün zaman abdest al ve tena*sül aletini yıka. Meniy gördüğünde guslet..."[159]
    Görüldüğü gibi, rivayetlerin hemen hepsi, mezyiden dolayı sadece abdest gerektiğini, guslü icap ettirmediğini ifade etmektedir. Saniyen tenasül aletinin yıkanması emredilmiştir. Bu, mezyin necis olduğuna delâlet eder.
    Diğer bir husus ise, Hz. Ali'den bu konuyu işitenlerin (nüans) farkıyla ifadelerindeki farklar söz konusudur. Ancak asıl temada bir değişiklik yoktur.
    Sadece konunun başlangıcında Sehl b. Hüneyf’den yapılan ri*vayet zincirinde Muhammed b. İshak yer almaktadır ki, bu zat za*yıf kabul edilir. Çünkü isnadda tedlîs yaptığı bilinmektedir.[160]

    Çıkarılan Hükümler:


    1- Şehevî duygudan dolayı akan ince sarı bir suya "mezyi" denir. Bundan dolayı gusül gerekmez, sadece abdest gerekir.
    2- Mezyi cumhura göre necistir. Ancak temizlenme hususun*da kıyasa değil, şâirin beyanına göre amel edilir. O bakımdan tena*sül aletini yıkamak veya o nahiyeye su serpmek kâfidir. Elbiseye dokunan kısmı yıkamak gerekir.
    3- Gençlerde sık sık görülen böyle bir duruma dinimiz kolay*lık getirmiş, hem gusül gerektirmediğini, hem de o nahiyeye biraz su serpmekle pisliğin kalkacağını hükme bağlamıştır.
    4- Ön kısma su serpilmesinin bir başka yararı, abdestten son*ra yeni bir ıslaklığın meydana gelme şüphesini kaldırmaktır.
    5- Kayınpedere karşı saygılı olmak, cinsel konuları onun ya*nında konuşmamak müstehaptır, ahlâkî adaptandır.

    İlgili Yazılar

+ Yorum Gönder