İmanın Getirdiği Huzur ve Mutluluk 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
  1. 1
    ßaran T.T.O.R.H.S.S.
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 1,455
    Tecrübe Puanı: 22

    İmanın Getirdiği Huzur ve Mutluluk


    Olayları hayır gözüyle değerlendirmek ve olumlu ya da olumsuz görünen tüm olaylar karşısında aynı sabırlı ve itidalli tavrı göstermek önemli mümin özelliklerindendir. Müminler, meydana gelen her olayın yalnızca Allah'ın kontrolünde olduğunu ve Allah'ın herşeyi bir hayır üzere yarattığını bildikleri için hiçbir konuda üzüntüye, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmezler. Allah'ın müminlerin dualarına icabet edeceğini bildikleri için, en olumsuz görünen bir olayın bile imtihan ortamının bir parçası olduğundan ve müminler için mutlaka hayra dönüşeceğinden kuşku duymazlar. Bu da onların her olay karşısında üstün bir ahlak sergilemelerine vesile olur.

    "...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216) ayetinde bildirilen bu gerçekler doğrultusunda müminler, başlarına gelen her olaya hayır gözüyle bakarlar. Dolayısıyla işlerinin kendi istedikleri şekilde sonuçlanması konusunda ısrarcı davranmazlar. Ellerinden geleni tam yaptıktan sonra sonucunu Allah'tan bekler ve tevekkül ederler.

    İnsanlar hayatları boyunca pek çok olay yaşar, beklemedikleri ya da ummadıkları çok durumla karşı karşıya kalırlar. Bunlar olayları sadece görünen kısmıyla değerlendiren imanı zayıf bir kişi için zor durumlar gibi gözükse de, Müslümanlar yaşadıklarını hep hayır olarak görürler. Bundan dolayı da hiçbir zaman hüzne kapılmazlar. Örneğin bir mümin hastalık ya da ölüm haberi alabilir, önemli bir sınavda başarısız olabilir, işinden ayrılmak zorunda kalabilir, iftiraya uğrayabilir, maddi imkanlarını kaybedebilir, en yakınlarının zorlu hastalıklarına şahit olabilir, sakatlanabilir, çok ölümcül bir hastalığa yakalanabilir... Bütün bu örnekleri artırmak mümkündür. Bu tür örnekler din ahlakından uzak bir yaşam süren insanlara yıkıcı, üzücü ya da telafi edilemez nitelikte olaylar gibi görünebilir. Oysa müminler için hiçbir olay üzülmeyi, hüzne kapılmayı gerektirmez. Herşeyi sakin, tevekküllü değerlendirir, evrendeki hiçbir olayın Allah'ın izni olmadan gerçekleşmediğinin bilinciyle hareket ederler.

    Kadere İman Hüzne Kapılmayı Engeller

    Müslümanların hüzne kapılmamalarının bir diğer sebebi ise kadere olan güçlü imanlarıdır. İnsanın hayatının her anı, söylediği her söz, düşündüğü herşey, başına gelen her olay, nerede ve ne zaman öleceği o daha dünyaya gelmeden belirlenmiştir. İnsan hayatı süresince Allah'ın kendisi için dilediklerini yaşamaktadır. Müminlere büyük bir huzur ve rahatlık veren de budur; başlarına gelen herşeyi Allah'ın planladığını ve herşeyin mutlaka kendileri için hayır olduğunu bilirler. Bundan dolayı müminler, başlarına gelen her olayda hep Allah'a sığınır, O'na yönelir ve O'ndan yardım dilerler. Her konuda Allah'a tevekkül edip, O'nun kendileri için yarattığı herşeyden razı oldukları için, karşılaştıkları hiçbir olayda korkuya ve endişeye kapılmazlar. Allah'a olan teslimiyetleri, onları her türlü dünyevi korku ve sıkıntıdan uzak tutar. Kuran ahlakını benimsemeyen ve bu ahlaktan uzak yaşayan insanların ise -Allah'a tevekkül etmedikleri için- pek çok korkuları ve endişeleri vardır. Gelecek korkusu, fakirlik korkusu, ölüm korkusu bunlardan en önemlileridir. Sürekli bunları düşünür ve tüm bunların yükünü üzerlerine alarak, bu korkularına çözüm getirmeye çalışırlar. Oysa bir insanın Allah'ın yardımı ve rahmeti olmadan bir çıkış yolu bulabilmesi imkansızdır. Allah'a samimi iman edip, O'na gönülden teslim olmak, müminleri tüm bu sıkıntılardan uzak tutmakta, onları hep dinç, neşeli ve umutlu kılmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), müminlerin bu ahlakını övmüş ve şöyle demiştir:

    "Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil. Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 2.cilt, s. 208)

    Allah müminleri cennetle müjdelemiş, yaptıkları tüm salih amelleri kabul edeceğini ve kavuşacakları güzelliğin ve mutluluğun ise pek yakın olduğunu bildirmiştir. Müminleri mutlu kılan, onlara huzur ve ferahlık veren, Allah'a karşı duydukları derin sevgi ve bağlılıkları ve kalplerinin her an Allah ile birlikte olmasıdır. Bundan ötürü hiçbir olay karşısında hüzne kapılmaz, üzüntü ve korku yaşamazlar. Sahabeler de Müslümanlar için bu konuda çok güzel bir örnektir:

    "Mü'minler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı." (Ahzab Suresi, 22)

    Peygamberimiz (sav)'in Örnek Ahlakı

    Hüzne kapılmamak gerektiğine dair Kuran'da da pek çok örnek vardır. Örneğin Peygamber Efendimiz (sav)'in Mekkeli müşriklerin zulmü nedeniyle sığındıkları mağarada, yanındaki arkadaşına tavsiye ettiği ahlak Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

    "Siz ona (Peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı..." (Tevbe Suresi, 40)

    Peygamberimiz (sav)'in hayatı tehlikede iken korkuya ve hüzne kapılmamasının, endişe duymamasının tek sebebi Allah'a olan güveni ve O'nun kaderde yarattığı her olayın hayır ve güzellik dolu olduğunu bilmesidir. Peygamberimiz (sav)'in bu olaydaki tavrı tüm Müslümanlar açısından önemli bir örnektir. Tevekküllü tavrın nasıl olması gerektiğini Allah bu örnekle Müslümanlara bildirmektedir. Zira çok zor koşullarda dahi Peygamberimiz (sav) asla hüzünlenmemiş, hep Allah'a güvenmiştir. Nitekim Allah Kuran'ın birçok ayetinde hüzünlenmemeyi emretmektedir. (Nahl Suresi, 127 - Neml Suresi, 70 - Meryem Suresi, 24 - Yasin Suresi, 76)

    Allah'ın Kuran'da hüzünlenmeme konusunda bu şekilde açık hükümleri olduğu halde olaylar karşısında üzülmek, hüzünlenmek, endişelenmek, umutsuzluğa kapılmak imanlı insanlara kesinlikle yakışmayacak tavırlardır. Dahası bu tip tavırlar iman zaafiyetinin göstergesidir, ki bu hiçbir Müslümanın düşmek istemeyeceği bir durumdur.


    İlgili Yazılar

  2. 2
    YAĞMUR Bayan Üye
    YAĞMUR
    Bayan Üye

    Üye No: 110002
    Mesaj Sayısı: 134
    Tecrübe Puanı: 2

    Yorum: İmanın Getirdiği Huzur ve Mutluluk


    allaha iman edip ona sığınan nasıl huzur bulmazki yüce allahın dininde huzur vardır güven vardır mutluluk ve doğruluk vardır allah bu hisleri taşıyan kullarından eylesin


+ Yorum Gönder