Kur'an'a Göre Yahudileşme Alâmetleri / Imanda Pazarlik 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
  1. 1
    LeoparGS Üye
    LeoparGS
    Üye

    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 1,289
    Tecrübe Puanı: 19
    Yer: İstanbul

    Kur'an'a Göre Yahudileşme Alâmetleri / Imanda Pazarlik


    Kur'an'a Göre Yahudileşme Alâmetleri / Imanda Pazarlik


    Bir zaman da şunu söylediniz;

    "Ey Musa biz Allahı açıkça görmedikçe sana asla inanmayacağız Bunun üzerine bön bön bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı (Bakara/55)

    İmanda pazarlık etmek bir Yahudileşme alametidir. İsrailoğulları Allahın birçok mucizesini gördüler. Mısıra gelen on bela, sihirbazların sihirlerinin boşa çıkıp iman etmesi, denizin yarılması, kayalık araziden su fışkırması ve hepsinden öte Hz Musanın Mısır kralının soykırımından kurtularak onun kucağında yetişmesi bunlardan birkaçı

    Allahın varlığına bundan büyük delil mi olurdu?

    Fakat onlar Allahı hakkıyla takdir edememişlerdi.

    Bunun içindir ki, ara ara Resulullah a gelerek İhlas Suresi’nin indiriliş sebebi olan Her şeyi Allah yarattı, peki Allahı kim yarattı? gibi,

    En am suresi 19. ayetin inişine sebep olan Allahtan başka tanrı olup olmadığını biliyor musun?

    Zümer Suresin 67. ayetin indirilmesine sebep olan Ey Muhammed Allahın vücudunun nasıl olduğunu, kollarının, pazularının şeklini bize tasvir et gibi abuk- sabuk Yahudi soruları soruyorlardı.

    İsrailoğulları Allah a itimatsızlıkları yüzünden peygamberleri Hz Musa ile imanda pazarlık yapıyorlardı Sen Allahı bize göster, biz de inanalım

    Allah Teala bu ümmetin de İsrailoğullarının peygamberleriyle pazarlık yapmak için onlardan kimi taleplerde bulunmasına benzer isteklerine set çekiyordu;.

    Yoksa siz de daha önce Musaya sorulup/istekte bulunulduğu gibi, peygamberinze sormak/istekte bulunmak mı istiyorsunuz? (Bakara/10)

    İsrailoğullarının yukarda örneği verilen türden taleplerine dikkat çeken ayet, bu ümmetten gelebilecek bu tür pazarlık kokan talepleri aynı kefeye koyuyordu

    Oysa ki iman pazarlık götürmez. Tarih boyunca tüm ümmetleri bekleyen Yahudileşme sapıklığının en büyük alametlerinden biridir imanda pazarlık yapmak..

    1. Pazarlıksız İman; İbrahimî iman

    Pazarlıklı iman: Yahudi imanıdır

    Pazarlıksız iman: İbrahim imanı, yani İbrahimi imandır

    İbrahimi imanda Allaha itimat vardır, güven vardır, emniyet ve teslimiyet vardır.

    Zaten iman emniyetin,
    İslam teslimiyetin öbür adı değil midir?


    İbrahimi imanda şike yoktur, danışıklı döğüş yoktur, tereddüt yoktur, bahane yoktur, mazeret yoktur, taviz yoktur.

    İbrahimi iman sahibi bilir ki imanda taviz, Yahudileşme alametidir. İmanından taviz veren felah bulmaz

    İbrahimi imanda ateşe atlanması gerekiyorsa göz kırpmadan atlanır. Put kırmak bunu göze almayı gerektirir. Tarih boyunca put kırıcı tüm İbrahimi iman sahipleri putçular nezdinde put kırmanın bedelinin çok ağır olduğunu bilirler.

    Ateşe atlarken şike ve şaka yapmak için değil yanmak için atlarlar. Nasıl olsa yanmam diye değil, yandım diye atlarlar. Allahla pazarlığa girişmezler.

    “Rabbim ben senin için kırdım putları.
    Senin için reddettim Nemrutları.
    Razı olasın için inkar ettim tağutları
    Şimdi sıra sende, hadi sen de beni gör, gözet, kolla” demezler.

    İbrahimi imana sahib olmak, Allaha fatura çıkarmamaktır. Hele kullara hiç çıkarmamaktır.

    Allah için yaptığının faturasını kullara çıkaran Yahudileşme temayülüne girmiştir.

    Eğer biri böyle yapıyorsa ya yaptığını iddia ettiği gibi Allah için yapmamış, kullar için el gördülük yapmış, şan şöhret için yapmış ama adını Allah rızası koymuştur.

    Ya da Allaha itimadı sarsılmış bunun sonucunda da ecrini Allahtan beklemek yerine işin ucuzuna kaçarak insanlardan devşirme yoluna girmişti.
    Bu imanda pazarlık, yani Yahudileşmedir.

    Eğer ateşe pazarlıksız atlarsa asıl o zaman yanmayacaktır. Yanmayacak çünkü ateşin yakma gücünü yaratan ona seslenecek;

    Ey ateş! İbrahime serin ol, selamet ol

    Bu Allaha pazarlıksız iman edenlere eşyanın kendi lisanınca teşekkürüdür.

    Bu imanda pazarlık yaparak Yahudileşenlere ateşin verdiği soylu bir derstir.


    Pazarlıksız imanın Hz İbrahimde bir başka örneğini daha görüyoruz

    İsmailini, uzun süren evlat hasretinden sonra ömrünün sonunda kavuştuğu ciğerparesini rabbine kurban verirken sergilediği tavır.

    Allah biliyordu ki İbrahim öz evladını boğazına çalarken gitti yavrum diye çalıyordu

    Şike yoktu. Bu bir imtihandı. Hz Yahya da peygamberdi ama koç gibi boğazlanmıştı.

    Şaka yoktu Allahın sünnetinde. Bu bir sınavdı ve sınavların en çetiniydi. Ateşe atlamaktan bin beterdi çok sevdiği yavrusunu kurban etmek. Kurban, ateşle sınanan imanın son çetin sınavıydı.

    ”Ben İsmaili yatırırım, tam kurban edecekken Allah koçu gönderiverir” diye düşünmemişti İbrahim. Çünkü o Rabbinin ifadesiyle çok vefalıydı. Bir baba olarak, hem de çocuğunu çok seven bir baba olarak çalmıştı bıçağı.

    Pazarlık yapmamıştı. “Ben tam kurban edecekken sen koçu gönderiverirsin Ya Rabbi” dememişti. Pazarlık yapmadığı için koç yetişivermişti.

    Bu örnek de Allaha pazarlıksız iman edenlere hayvanın verdiği soylu bir dersti. Sen candan kurban olursan, senin için kurban olacak koçlar gönderilecektir mesajıydı bu; “kurban olanlara, kurban olunur” mesajıydı

    Pazarlıksız imana Kurani bir Örnek

    Pazarlıksız imanın nasıl olması gerektiğini imadan pazarlık yaparak Yahudileşen İsrailoğullarına firavunun sihirbazları vasıtasıyla öğretmişti Allah.

    Kuranın pazarlıksız imana karşı gösterdiği en çarpıcı örneklerden biri olan firavunun sihirbazları olayı sadece olayı bizzat izleyen İsrailoğullarına verilen bir mesaj değil aynı zamanda gelecekte insanlığın imam toplumu (ümmet) olma görevini İsrailoğullarından devralacak olan Muhammed Ümmetine de bir mesajdır; imanda pazarlık ederek Yahudileşemeyin mesajı.. Örnek bunun için Kurana alınarak ölümsüzleştirilmiştir.

    Olayın öyküsü, ikisi de Mekkede indirilen Şuara ve Araf surelerinde yer almıştır.

    İsrailoğullarının Yahudileşme sürecini uzun uzun işleyen ve Medine’de indirilen Bakara suresinde bu olaya yer verilememiştir.

    Olayın daha Mekke döneminin ilk yıllarında ele alınması çok anlamlıdır. Bununla bin bir işkence ve acı ile imanın imtihanından geçen Mekke dönemi Müslümanlarına pazarlıksız imanın tarihi örnekleri gösteriliyor ve adeta siz de öncekiler gibi asılsanız da kesilseniz de imanınızda pazarlığa yanaşmayın deniliyordu.

    Sümeyye, Bilal, Habbab,Zinnire gibi isimlerin uğradığı işkenceler karşısında sergiledikleri soylu tavır Allahın bu örnekle verdiği mesajın Mekkenin imanı işkencelerde sınanan yiğit Müslümanlarınca iyi alındığının bir delilidir.

    Bilindiği gibi Allah, Hz Musa, İslamı toplumun siyasi önderlerine tebliğ etmesini, eğer reddederlerse kavmini alıp müşrik toplumdan ve onların önderinden berat edip uzaklaşmasını emreder.

    Hz Musa bu emri uygulamak için kendisini en büyük rab ilan eden Mısır kralına çıkar ve ben Alemlerin Rabbinin bir elçisiyim der. Allah adına yalan söylemediğini elinde bunu isbat edecek beyyine olduğunu söyler. Firavun mucizeyi görmek isteyince Musa, Allah’ın kendi elinde yarattığı yed-i beyza ve asa mucizelerini gösterir. Firavun iman etmek yerine olaya akılcı ve kuru mantıkla yaklaşarak mucizeleri sihir olarak niteler.

    Firavun olayı millet meclisine getirir. Meclisin kararı Hz Musa ve kardeşi Harunun göz hapsinde tutulması tüm ülkenin en ünlü sihirbazlarının çağrılarak Musanın Allahtan vahiy alan bir peygamber değil de yalancı bir büyücü olduğunun isbatlanması yolundadir.

    Sihirbazlar galip gelmeleri halinde alacakları ödül için Mısır kralıyla pazarlığa girişirler. Kral ödül yanında fazladan olarak onları maiyetine memur olarak alacağını vaad eder.

    Sihirbazlar bir takım kimyasal maddelerden yaptıkları gözbağcılık ve el çabukluğuna dayalı marifetlerini sergileyince Hz Musa Allahın kendisine verdiği mucize olan asayı kullanarak sihirbazları mağlup eder. Tabi tüm ümidini sihirbazlara bağlamış olan firavun ve hükümeti halkın önünde rezil rüsvay olurlar.

    İşte bu anda hiç beklenmedik bir olay gerçekleşir, firavunu nefretinden deli edecek bir olay.

    İddialı bir biçimde sahneye çıkan sihirbazlar mağlup etmek için çıktıkları meydanda yenilmekle kalmamışlar olayı izlemek için oraya toplanmış halkın gözleri önünde imanlarını ilan etmişlerdir. Olayı Kuranın dilinden takip edelim :

    Ve kapandı sihirbazlar secdeye
    Dediler; İman ettik alemlerin rabbine
    Rabbine Musa ve Harunun
    Firavun dedi : Ben izin vermeden ona inandınız ha? Bu bir tuzaktır ki bu tuzağı halkı oradan çıkarmak için şehirde kurdunuz. Ama çok yakında gününüzü görürsünüz&

    Keseceğim ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama..
    Ardından asacağım topunuzu.

    Dediler: Biz doğrusuca rabbimize döneceğiz.
    Öç alıyorsun Rabbimizin bize gelen ayetlerine inandık diye.
    Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır da bizi Müslümanlar olarak öldür! (Araf/120-126)

    İşte budur pazarlıksız iman.
    Allahtan emin olup imana ermek,
    Allaha teslim olup İslama girmek budur.

    Sihirbazlar oracıkta Musa’nın gözüne bakıp pazarlığa girişebilirlerdi. En azından biz senin rabbine iman edersek bize ne var? diyebildilerdi. Ya da eğer firavuna değil de senin rabbine iman edersek, bizi firavunun zulmünden korur mu demediler..Dedikleri tek şey vardı:

    İman ettik alemlerin Rabbine..

    Böylece Mısır’ın sahte rabbini inkar etmişlerdi. Kendini rab ilan eden Mısır lideri onları asıp kesmekle tehdit ettiğinde bir an tereddüde kapılmadılar. İmanlarının imtihanını verme vaktinin geldiğini anlayarak pazarlık yapma yerine şunu söylediler;

    Olsun, nasıl olsa Rabbimize döneceğiz.

    Ve rıza halkasını boyunlarına geçirip dünyanın en özgür insanı oldular canı verene can verecek kadar özgür..

    Tek istekleri vardı, şan değil, şöhret değil, devlet değil, refah değil, hizmet adı altında makam ve mansıp değil, tek istek: İmanla ölmek için sabır;

    Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır da bizi Müslümanlar olarak öldür!

    Olayın Şuara suresinde anlatılan kısmında burada olmayan bir ayrıntı var. Bu ayrıntıdan sihirbazların iman ettikleri için, değil pazarlık yapmak, engin bir tevazu ve rabb karşısında duydukları haşyetle Biz inanların ilki olduğumuz için rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız diyorlardı.

    Pazarlık yapmadıkları gibi hava da atmıyorlar, fatura çıkarmıyorlar..Musanın gözüne bakıp hadi göster marifetini de bizi kurtar ölümden de demiyorlar..Ya ne diyorlar firavunun tehdidine karşılık:

    Boş ver. Zaten biz Rabbimize döneceğiz. Biz inananların ilki olduğumuzu için Rabbimizin bizi bağışlayacağını umarız.

    Ödül yerine af istemek..
    Hava atmak yerine boyun bükmek
    Pazarlık yapmak yerine teslim (İslam) olmak..
    İşte emniyet, işte hürriyet!..

    İmanın en garantili güvenlik, İslamın en büyük özgürlük ve barış olduğunu kanlarıyla tarihe yazıyorlar.

    Bu örneklerin anlatıldığı Mekke’de de imanda pazarlığa yanaşmadıkları için canlarından olan insanlar vardı. Bunların başında Yasir ailesi geliyordu. Mekkenin kodamanları onlara işkence ettikçe Rasulullah onları kızgın kayalıkta ziyarete geliyor ve şöyle teselli ediyordu:

    Sabır Ey Yasir ailesi! Randevunuz cennette!

    Konuyla ilgili tüm kaynakları taradığımızda şu ilginç sonuçla karşılaşıyoruz.:

    Bu ağır işkenceler altındaki insanlar Rasulullahtan bizi kurtar bizi koru gibi hiçbir talepte bulunmuyorlar. Gördükleri işkenceyi onun başına kakmıyorlar. Rasullullah da onlara ahiret dışında hiçbir şey vaat etmiyor.

    Taraflar ne karşılığında ne elde edileceğinden eminler.

    Pazarlık yok.
    İman var.

    Rasulullah’ın bir gece yarısı operasyonuyla pekala kurtarıp şehir dışına çıkartabileceği bu insanların cennetine engel olmamasını dönemin şartları açısından değil de akide ve terbiye açısından ele almak daha izah edici olacaktır. Çünkü dönem imanın imtihanını verme dönemiydi.

    Ey iman edenler,iman edin!

    Ey iman edenler,iman edin! (Nisa 136)

    Yani, ey pazarlıklı iman edenler, yüzdelikli iman edenler, yarım-yamalak iman edenler, pazarlıksız, yüzde yüz, adam gibi iman edin..

    Ey Allah’la biraz Müslüman biraz laik olmak için pazarlık edenler!

    Ey göklerin hakimiyetini Allah’a, yeryüzünün hakimiyetini tağutlara verenler!

    Ey Allahım’a da inanırım, falcıma ve burcuma da giderim diyenler!

    Ey Allah’ın rızası için yaptığını söyleyip, karşılığının tümünü kullardan bekleyenler!

    Ey Allahın yolunda çektiği eziyet ve belalarının faturasını Allah’a çıkarıp, Rabbine şantaj yapanlar!

    Ey ölünceye kadar isyan içinde yaşayıp sonun vereceği sus payı (ıskat) ile kurtulacağını sananlar!

    Ey Allah’ın rızası için yaptığını söyleyip, afişe adı yazılmayınca yan çizenler!

    Ey cahilî hayatı terk edip İslamî hayatı benimseyince, kendisi gibi nefislerini değiştirmemiş Müslümanlardan el bebek-gül bebek muamelesi görmek isteyip de göremeyince imanını donduranlar!

    Ey ihtida ettiğinin senesinde sözde Müslümanların zılgıtını yeyince, Allah’a biz seninle böyle anlaşmamıştık dercesine eski tanrıların rücu edenler!

    Ey Mücadelesin başarıya ulaşamayınca işi tam Yahudiler gibi ticarete bozup Allah’a kahredemediği için davasına kahredenler!

    Ey ahmaklığı yüzünden İslam’in terbiyesinden geçmemiş Müslümanlara kendisini teslim ettiği için kündeye gelip, sırttı yere değince Allah’tan tazminat isteyenler!

    Ey peygamber varisi alimleri, İslamî önderleri Yahudiler gibi soru yağmuruna tutup, sorgu hakimi kesilenler!

    Ey bir dakika Allah için itaat etmediğine bir ömür isyan edip önderlerinden mucizevi zaferler, deha ve mükemmellik bekleyenler!

    Ey kulluğunu ifa etmek için rüyasında bir ak sakallı nur yüzlü piri faninin elinde bade nuş etmeyi gözleyenler!

    Bu tavırlarınız hep birer Yahudileşme alametidir. Yahudileşmeyin! İmanda pazarlık olmaz.

    İman etmek gök oluğunun altına başını tutmaktır.
    O oluktan ne akarsa kabul etmektir.

    İman etmek kayıtsız şartsız Allaha teslim olmaktır, tıpkı İbrahim (a) gibi :

    Rabbi kendisine teslim ol dediğinde
    Dedi, Teslim oldum alemlerin Rabbine! (Bakara/131)

    Mustafa İSLAMOĞLU/YAHUDİLEŞME TEMAYÜLÜ

    İlgili Yazılar

  2. 2
    YAĞMUR Bayan Üye
    YAĞMUR
    Bayan Üye

    Üye No: 110002
    Mesaj Sayısı: 134
    Tecrübe Puanı: 2

    Yorum: Kur'an'a Göre Yahudileşme Alâmetleri / Imanda Pazarlik


    müslüman kişinin imanına sahip çıkması ve islamın gerektirdiği gibi hareket etmesi gerekir başka dinlere milletlere özenmek ançak felakete sebep olur


+ Yorum Gönder