22 milyon kilometre karelik osmanlı imparatorluğunda haberleşme 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
  1. 1
    GÖKHÜKÜMDAR Üye
    GÖKHÜKÜMDAR
    Üye

    Üye No: 64293
    Mesaj Sayısı: 135
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 32
    Yer: antalya

    22 milyon kilometre karelik osmanlı imparatorluğunda haberleşme


    İLERİ TELEKOMÜNİKASYON teknolojisine rağmen, gerek kişisel bazda, gerekse devlet içi ve devletler arası ilişkilerde bazı kopukluklar yaşayabiliyoruz; peki, bir dönem yirmi iki milyon kilometre kare gibi muazzam bir genişliğe ulaştığını bildiğimiz
    Osmanlı Devleti, kıtalar arası topraklarda yaşayanlarla merkezin irtibatını nasıl sağlıyordu?
    Daha kısa bir ifade ile Osmanlılar nasıl haberleşirlerdi? Öyle ya, bugünkü seviyeye gelişin bir hikâyesi olmalı...
    Bu hikâye Selçuklulara dayanıyor. On dördüncü yüzyılın başına kadar, Selçuklular, neredeyse tüm Anadolu'yu baştan başa dinlenme ve konaklama tesisleriyle donatmışlardı. Öyle ki, her 30-40 kilometrede bir kervansaraya rastlanıyordu.

    Sinop'tan Antalya'ya, Edirne'den Kars'a ve Diyarbakır'a kadar olan bölgede toplam 132 kervansaray inşa edilmişti. Bu konaklama tesislerinin çokluğu, Selçukluların ticarî örgütlenmelerinin de bir göstergesidir. Bu muazzam örgütlenmeden sadece Selçuklular değilBizanslılar, Gürcüler, Trabzon Rum İmparatorluğu, Ceneviz
    kolonileri, Rusya, İran ve Ermenistan da yararlanırdı. Selçuklular yol ve kervansaraylarını bu ilişkilere imkân verecek
    şekilde düzenlemişlerdi. Selçuklu kervansarayları uzaktan bakılınca kale gibi gözükürdü.
    İçleri ise yolcuların her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek tarzda donatılmıştı.
    Çeşitli maksatlarla yolculuk yapanlar, hanlarda ve kervansaraylarda gecelerken, birbirleriyle sohbet ederler, geldikleri yerlerdeki hali-ahvali birbirlerine anlatırlardı.Konuşulanlar, bilgi toplamakla görevli kişiler tarafından derlenir,
    toplanır ve bu amaçla kurulmuş kalelere götürülürdü. Kalelerdeki uzmanlar gelen bilgileri değerlendirir, gevezelikleri, boşboğazlıkları eleyip sadece işe yarayacağını umdukları bilgileri saraya ulaştırırlardı.
    Osman Gazi'nin kurduğu Osmanlı Devleti, iletişimde aynı yöntemden yararlandı. Ayrıca "Sâî", "Ulak", "Tatar", "Çapar", "Berîd"
    gibi isimler verilen özel eğitimli, sadakati çeşitli deneylerle sabit olmuş habercilerden istifade etti. Haberciler merkezle vilayet ve sancaklar arasında resmî evrak mübadelesinde görev yapıyorlardı.
    Çok cins atlara biniyor, çok hızlı sürdükleri için bazen at çatlatıyorlardı.
    Her ihtimale karşı her konakta eyerlenmiş bir at bekletiliyor, zamansız gelen haberciler, eğer taşıdıkları haber çok önemliyse, dinlenmeden yola devam ediyorlardı.
    Uzak bölgelerden uzun süre haber gelmeyince padişahlar kendi özel
    temsilcilerini gizlice gönderiyor, haber gelmeyen bölgenin yöneticilerinin muhtemelen zulmettikleri varsayımından yola çıkıldığı için, bölge köşe-bucak taranıyor,
    gizlice halkla görüşülüyor, eğer bir sıkıntı varsa padişaha iletiliyor, yöneticiler buna göre cezalandırılıyordu.
    Haberleşmedeki güçlükler sebebiyle tarihte bazı zulüm örneklerine rastlanır. Ancak bunlar merkezî hükümetin bilgisi dahilinde olmuş şeyler değildir.
    Özel haberleşmeye gelince... Sultan II. Mahmud'a kadar Osmanlı'da
    özel haberleşme sistemi yoktur. Osmanlı Devleti, merkezî yönetimin gereği olarak kurduğu haberleşme sisteminden özel kişilerin yararlanmasına izin vermemiştir. Bu nedenle kişiler de,haberleşmeyi bireysel plânda kendi imkânlarıyla sağlamaya
    çalışmışlardır. Bunlardan en yaygın olanı, haberin iletilmek istendiği yere giden
    gezginlerden yararlanmak şeklindedir. Hacılar, gezgin ozanlar vesaire... Daha sonra belirli yerlere birçok kişinin haberini taşıyan özel kişiler devreye girmiş, böylece özel haberleşme sistemine
    doğru kalıcı bir adım atılmıştır.Peki, "Osmanlı'da ilk PTT ne zaman kuruldu, ilk posta pulu ne zaman
    basıldı?"
    İlk postane İstanbul'da, Eminönü'deki Yeni Camii arkasında
    "Postahane-i Âmire" ismiyle 1840 yılında açıldı.
    Daha sonra Bağdat, Musul, Sivas ve Diyarıbekir (Diyarbakır) gibi
    kentlerde de postahaneler açıldı.
    Türkiye'de ilk posta pulu ise 1863'te Posta Nazırı Agâh Efendi'nin önerisiyle basıldı. Üzerinde bir tuğra ile "Dev-let-i Âliye-i Osmaniye"
    yazısı vardı. Böylece posta ücreti tarihimizde ilk kez pul karşılığında alınmaya başlandı.

    KAYNAK
    YAVUZ BAHADIROĞLU- BİZ OSMANLIYIZ

    İlgili Yazılar

  2. 2
    ASUDE Bayan Üye
    ASUDE
    Bayan Üye

    Üye No: 108924
    Mesaj Sayısı: 420
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: 22 milyon kilometre karelik osmanlı imparatorluğunda haberleşme


    osmanlıda haberleşme klasik olarak atlarla ve ulaklarla sağlanıyordu ama sıklıklarla sınırlar içerisinde kurulan kervansaraylar ile bu ulaşım kolay ve desteklenir hale geliyordu posta teşkilatı ise 2. mahmut sonrasında 1840 larda kurulmuştur


+ Yorum Gönder