Hz.Muaviye’nin (R.anh) oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz? 5 üzerinden 4.46 | Toplam : 13 kişi
  1. 29
    qanshawue Emekli
    qanshawue
    Emekli

    Üye No: 47152
    Mesaj Sayısı: 17
    Tecrübe Puanı: 0
    Yer: ankara

    --->: Hz.Muaviye’nin (R.anh) oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz?


    DZALBAY kardeş
    Kimsye münafık filan demedim.Benim anlamak istediğim Muaviyeye hakaret olarak ne söylendi ?
    Yezidin babası olamak elbette suç değil,misal olarak onu söyledim.O hesaba girersek Hz.Nuh ada fatura çıkarırız. :)
    Israrla sorumu anlamak istemiyorsunuz.

    O yazıda Muaviyeye yapılan hakaret nedir?




  2. 30
    zubeyr Üye
    zubeyr
    Üye

    Üye No: 37496
    Mesaj Sayısı: 97
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 35

    --->: Hz.Muaviye’nin (R.anh) oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz?


    Alıntı
    Sahabenin ayağının tozu olamayız diyorsunuz da sahabe arasında münafık yokmuydu?
    Münafıklar ise kafiden de aşağı cehennenimin en derin yerine gidecek kimseler değil mi?
    Hz.Ömeri Osmanı Aliyi öldürenler uzaydan mı geldiler?

    Sonra ben sahabayi sormuyorum , banlanan yazıdaki Muaviye hakkındaki bilgiler yalan mı diyorum?
    Mesela Muaviye yezidin babası değil mi?
    Evet ise sahabeye nasıl hakaret edilmiş oluyor.
    Sahabe arasında münafık yoktu!
    Sahabenin belirli bir tarifi vardır.
    Münafıksa sahabe değildir.
    Hatalar yapanlar olmuş olabilir böyle bir durumda ise biz '' susarız''
    Bukadar
    Yezide gelince
    Yezid zaten yağtığıyla ne olduğu ortadadır.

    Selam Hidayete Tabi Olanlara Olsun.

    SUBHANALLAH.

    .

    ALLAH ISLAH ETSİN.


  3. 31
    DZALBAY Üye
    DZALBAY
    Üye

    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 1,209
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 63

    --->: Hz.Muaviye’nin (R.anh) oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz?


    Hz.Muaviyenin tüm yakınlarını ve onların yaptıkları olumsuzlukları sayıp,sonra da bu bilgiler ışığında Muaviye hakkında ne düşünürseniz düşünün demek, Allah'tan(cc) reva mıdır kardeşim?Kesinlikle önyargılı ve bir sahabeyi karalamaya yönelik bir davranış değil mi bu?Bence yeterli bu kadar.Bir insanın ne söylemeye çalıştığını anlayacak kadar tecrübe birikimim var bence.


  4. Reklam

  5. 32
    arbekbey Üye
    arbekbey
    Üye

    Üye No: 9304
    Mesaj Sayısı: 79
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Hz.Muaviye’nin (R.anh) oğlu Yezid hakkında nasıl düşünmeliyiz?


    Alıntı
    Muaviye(ra) ile Yezid zalimini de aynı kefeye koyar yaklaşımlardan uzak durmak gerektiğini düşünüyorum. Biri zalim bir oğuldur ki, babasının sahabe olması ona bir fayda ve ayrıcalık vermeyecektir; diğeri ise hataları da olsa bir sahabedir! Haddi aşmaktan Allah'a(cc) sığınılmalı!

    Sahabenin gözümüzdeki değeri, onları vahiy katipliği yapmaları vs ile değil, Rasulullah'ı(sas) görüp, O'nun sohbetlerine iştirak etmesinde, o havayı teneffüs etmesindedir. Bu bakımdan; Muaviye(ra) da, başımızın tacıdır. O'na sövme gafletine düşmeyelim; lüzumsuz yüceltmelerde de bulunmayalım. Bu işin orta yolu/vasatı budur zannımca.
    Bilal kardeşe aynen katılıyorum.Onların hakkında hükmü Allah(cc) verecektir.


  6. 33
    qanshawue Emekli
    qanshawue
    Emekli

    Üye No: 47152
    Mesaj Sayısı: 17
    Tecrübe Puanı: 0
    Yer: ankara

    DZALBAY Nickli Üyeden Alıntı
    Hz.Muaviyenin tüm yakınlarını ve onların yaptıkları olumsuzlukları sayıp,sonra da bu bilgiler ışığında Muaviye hakkında ne düşünürseniz düşünün demek, Allah'tan(cc) reva mıdır kardeşim?
    DZALBAY kardeşim,bu olumsuzluklar gerçek midir yalan mıdır?
    Muaviye bir iftiraya mı uğramıştır?
    Israrla cevaplamaktan kaçındığınız sorum budur?
    Bu olumsuzluk dediğiniz şeyler gerçek ise bu gerçeği neden banlıyorsunuz,yok yalan ise hangisi yalan?
    Bunu cevaplamaktan neden kaçınıyorsunuz?
    Hoşlanmadığımız gerçeklerin üstünü örtmelimiyiz?
    Gerçeği söyleyenleri susturmalımıyız?
    İslam bize hoşlanmadığınız şeyler gerçek bile söyleyeni susturun,gerçeğin üstünü örtün mü diyor?
    Eğer öyle ise neden kafirleri gerçeğin üstünü örtenler olarak nitelendirip cehenneme atıyor?
    Kafir kelimesinin örten anlamına geldiğini biliyorum.


  7. 34
    DZALBAY Üye
    DZALBAY
    Üye

    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 1,209
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 63

    qanshawue kardeş: 'Kafir kelimesinin örten anlamına geldiğini biliyorum.' diyorsunuz.
    Evinizde sözlük yoksa,küfretmekten çağrıştırınız.Kafir:küfreden,küfre düşen demektir.Bu örtmek de nereden çıktı anlamadım.Ayrıca siz çıkşı olmayan bir yola saplanmışsınız.Bırakın gerçekler gerçek olarak kalsın.Ama her gerçeği,her yerde söylemeyin.Yahut da şöyle diyelim:Siz hoşlanmadığınız gerçekleri her yerde söyleyin.Bakalım size ne kazandırıyor? Size ne kaybettiriyor?
    Bahsettiğiniz olumsuzluklar gerçek olunca,sahabe sahabelikten mi düşecek?Onları metheden Allah (cc) ve Resulü(sav).Size ve bize fazla söz kalmıyor ne dersiniz?Varsa seyyiesi verir hesabını Allah'a (cc) Öyle mi?


  8. 35
    qanshawue Emekli
    qanshawue
    Emekli

    Üye No: 47152
    Mesaj Sayısı: 17
    Tecrübe Puanı: 0
    Yer: ankara

    Kur'ân'da türevleriyle birlikte yaklaşık 524 âyette zikredilen bu kelimenin kökü, ke-fe-re’dir. "Kefere" ise "bir şeyi örtmek" demektir. Bu anlamıyla çiftçi tohumu toprağa atıp onun üzerini örttüğü için, ona "kafir" denir. Bunun gibi kılıcını örten kınına, karanlığı örten geceye ve meyveyi örten çiçek tomurcuklarına da, içlerinde meyveyi gizlediklerinden dolayı 'kâfir' denmiştir.[249]



    İslâm ıstılahında ise küfür, Allah'ın nimetlerini ve O'nun birliğine delâlet eden âyetlerini inkâr etme, görmez­likten gelme demektir. Zira, her akıl sahibinin anlayabildiği; peygamberlerin gönderilmesinden tutun da, Allah'ın birliğine ve O'nun ortağı olmadığına delâlet eden bütün delillere, âyetlere inanmayıp ve böylelikle de adeta Allah'ın nimet­lerinin üzerini örtüp, görmezlikten gelene Kur'ân'da "kâfir" demiştir.[251]


    Kefaret kelimesi de aynı kökten gelmektedir.Günahı örtmek,silmek anlamı taşır.

    Özetle küfür,gerçeğin üzerini örtmek ,gizlemek demektir.



  9. 36
    Muaviye Üye
    Muaviye
    Üye

    Üye No: 49652
    Mesaj Sayısı: 21
    Tecrübe Puanı: 2

    Alıntı
    Bu melun yezid aşkı nerden geliyor?
    Peygamber efendimizin soyunu adeta kurutan bu melun adamı aklama çabaları bir türlü bitmiyor.

    Hz.Ömeri şehit ettiler,Hz.Osmanı şehit ettiler,Hz.Aliyi Şehit ettiler,Hz.Hasanı şehit ettiler.Ve Hz.Hüseyi ve yanındakileri çoluk çocuk demeden kerbela denen uğursuz çölde aç susuz vahşice şehit ettiler.
    İşte bu vahşeti işleyenlerin devamı olanlar şimdi de kahramanlarını aklama çabası içerisindeler.
    yezide lanet okunmayacak ta kime okunacak?
    Madem yezidi bu kadar seviyorlar inşaallah onun gittiği yere giderler.
    Zaten Peygamberimiz demiyor mu :"Kişi sevdiği ile beraberdir."


    yezidi öven olmamış sen fitne çıkarıyorsun ehli kuran!



  10. 37
    kılıçali Üye
    kılıçali
    Üye

    Üye No: 71260
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 49

    Allah(c.c) insanı şaşırtmaygörsün...

    Yarın O'ndan nasıl şefaat dileyeceksiniz?

    "Ehli-beytini katldenlerin yolundan yürüyüp
    Bir de hazret dedik"

    Dileğim o dur ki bu yoldan ayrılmayacaksınız inşallah...

    "...Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye süre veriyoruz Küçültücü azab onlaradır"


  11. 38
    Şema Moderatör
    Şema
    Moderatör

    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 6,979
    Tecrübe Puanı: 79

    Alıntı
    Allah(cc) insanı şaşırtmaygörsün
    Yarın O'ndan nasıl şefaat dileyeceksiniz?
    "Ehli-beytini katldenlerin yolundan yürüyüp
    Bir de hazret dedik"
    Dileğim o dur ki bu yoldan ayrılmayacaksınız inşallah
    "Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye süre veriyoruz Küçültücü azab onlaradır"
    Biz yezide ve ona yardım edenlere lanet okuruz. eğer Hz.Muaviyeyi yezidle yezidin yaptıklarıyla bir tutuyorsan Allah seni sapık şiilerle haşretsin.


  12. 39
    realice Emekli
    realice
    Emekli

    Üye No: 75078
    Mesaj Sayısı: 2
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 39

    birde yazdıklarımı silmişler :)) neyse hakkım helal olsun yinede. yazdıklarım o kadar önemliydi ki sırf bu düşünceleriniz yalan olmasın diye nefsiniz size engel oluyor da farkına varmıyorsunuz.. sevgiyle kalan insan nefsini yener


  13. 40
    Fetva Meclisi Moderatör
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 6,315
    Tecrübe Puanı: 71

    Alıntı
    sırf bu düşünceleriniz yalan olmasın diye nefsiniz size engel oluyor da farkına varmıyorsunuz
    Yönetimi itham etmekten dolayı 3 gün cezalısın


  14. 41
    Emirkan Üye
    Emirkan
    Üye

    Üye No: 80650
    Mesaj Sayısı: 1
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 37

    Es.sa
    Keşke demekten kendimi alamıyorum ! Keşke bir kaç cumle ile geçiştirilebilecek bir vukuu olsaydı ama malesef değil.. Bende dlim döndükçe birşeyler yazacağım üyeliğimi silebilirsiniz sorun d eğil zira sadece bu mesajı yazmak için üye oldum..

    Öncelikle muaviye hakkındaki en büyük savunma yanlış bir ictihat yaptığı konusundadır. Peki nedir bu yanlış ictihat ? Yezidin namaz kılmayan içkici ve sarhoş olduğunu bildiği halde hilafeti ona vermesi (Yani Peygamberlik Makamını)..
    Peygamberlik makamı birçok fazileti gerektirecek bir makamdır elbette efendimiz (s.a.a) o makamın tek sahibidir ama asla ve asla içkici sarhoş bidatlar içinde boğulan zalim birinin makamı değildir.. Bu makamı böyle birine bırakmak ictihatle ilgili olabilirmi muaviye dolayısıyla yezid saltanat sevdasının devamıdırki aynende tüm gözler önünde öyle olmuştur..

    Cüppeli hocada sizin dediğiniz gibi yezid sarhoş zalim bir fasıktı ama son nefesini bilmiyoruz diye geçiştiriyor peki hoca efendi namaz kılmıyor diye zanda bulunup cenaze namazı kılınmaz bu kişilerin fetfasıyla o meftaların son nefesini bildiğin anlamınamı geliyor.. Yani özün başka sözün başka..

    Biraz aklı başa toplamak lazımdır peygamber soyunun katillerini savunmakda nedir ?
    Muaviye sadece saltanat sevdalısıydı müminleri müslümanları düşünen biri olmadığı gibi asırlarca lanetle anılan bir katliama sebeb olmuştur efendimizin soyu efendimizin güllerinin katliamıdır bu..

    Şimdi gelin halifelik makamına bir bakalım onun anlamı misyonu hem dünyevi hem ruhani konumunu açalım.. Bir vahiy katibi (Sizin söylediinize göre) Katipliğini yaptığı ayetlerden islamı temsil eden bir makama içkici sarhoş namaz kılmayan (Ki bu kişiyi kafir yapar) bidatlar içinde boğulan zalim birine bırakmayımı öğrenmiş ?

    Tüm alimlerin (sözde) Yorumlarına baktım.. hepsi aynı kaynaktan çıkmış savunmak için başka birşeyde bulunamadığı belli zaten Muaviye yanlış bir ictihad yapmıştır..
    Bu hocalar kendilerine alim diyenler bağlı oldukları cematin başına sarhoş içkici fasık namaz kılmayan zulmeden zalim (Kafir) Birini geçmesine izin verirlermiydi acaba.

    Tarihi teferruata girip daha detaylı anlatmak isterdim ama sadece özetiyle birlikte bir soruya cevap vermenizi isterim..

    Nasıl olurda peygamberlik makamına islam hukukunun yürütüldüğü bir makama ki bu makama oturacak kişilerde düzinelerce fazilet aranırdı fazilet diyorum bakın haram içinde boğulan inkarcı bir pisliğe hilafet vermek değil.. Bazı alimlerin kelamı şudur evet muaviye bir ictihad yaptı neymiş efendim bu ictihat peygamberlik makamını islam hukukunun makamını inkarcı namaz kılmayan bir fasığa bıraktı.. Buna içtihat diyen adamı Allah c.c kül eder kül..


  15. 42
    ehli-sunnet Feseyekfikehumullah
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 1,386
    Tecrübe Puanı: 14
    Yer: Uzaklardan..

    Aziz Mü'minler konuyu okuyorum her sayfada biri atlayp Vayyy siz yezidi savunuyorsunuz diyorsunuz sizin yezid hakkında bildiklerinizden daha çoğunu bildiğime eminim,
    bide Hz Muaviye'de r.a saygınız olamdığı belli Hazreti Muaviyeye r.a lanet eden kendine lanet eder. O Rasulullahın s.a.v şanlı sahabesi ve vahiy katibidir islamın yayılmasında gayrti çoktur bunu aynen diyorum Hz Muaviye'ye lanet eden kendisine etmiş olur Temel itikat kitaplarımızdan El-Emali‘de şu ifade kayıtlıdır:
    Ve lem yel’an yezidenbağde mevtin* siva el-miksari fil igrai gali

    Yezide ölümünden sonra kimse lanet etmedi, sapkınlıkta aşırı gidenler hariç.”
    Çünkü Ehli Sünnet’e göre katliamda yapsa zulum de yapsa büyük günah işleyen kafir olmaz. Kafir olmayana lanet etmek ise caiz değildir.
    İşte Ehli Sünnetin bu hükmünden dolayıdırki şiya-ı şenia bize kızar ve bizlere ‘yezidi’ (yezitçiler!) yaftası vurmak ister. Hakbuki biz yezidi müdafa etmiyoruz. ancak onun şahsında Hak İtikadı müdafa ediyoruz. bu farkı idrak edecek basiret sahipleri nerdee ??


    Bizim Yezidi savunduğumuz yok siz Hz Hasan Hüseyni (r.a) Seviyorsunuzda biz Sevmiyormuyuz ?
    Siz Hz Ali'yi k.v Seviyorsunuzda biz sevmiyormuyuz ?
    Siz Ehli Beyt'i (r.a) Seviyorsunuzda biz sevmiyormuyuz ?
    Kerbela Şehidlerine biz Özülmüyormuyuz ?
    Ama Gel Gör ki Yezidin yapmadığı pislik kalmadı ama SON NEFESİNDE İMANSIZMI GİTTİ İMANLIMI GİTTİ ONU ANCAK Allahu Teâlâ Bilir o Yüzden Kaçınıyoruz Hem biz Lanet edince İslama Üstün Hizmet Ödülümü Veriyorlar ?
    Son Nefesinde Kelime-i Şehadet Getirmediğine yemin edermisin ?
    Son Olarak İmam-ı Şafi'nin r.a Çok Güzel Bir Sözü Var

    « Alllahu Teâlâ Ellerimizi o kanlara bulaştırmadığı gibi, bizde dillerimizi bulaştırmayalım.»

    Güzel Bir Örnek daha vereyim

    Hz Muâviye’nin aleyhinde konuşanlar . Aynen şu fıkrada olduğu gibi:
    Köroğlu zamanında, herkes “Gözün kör olsun Köroğlu” dermiş. Bunları duyup duran yaşlı bir nine bir gün hem yolda gidiyor hem de “Gözün kör olsun Köroğlu” diye söyleniyormuş. Yolda giden bir atlı bunu duymuş. Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:
    - Nine sen Köroğlu’nu tanır mısın?
    - Hayır evladım tanımam.
    - Peki Köroğlu sana bir kötülük yaptı mı?
    - Hayır yapmadı.
    - Peki Köroğlu’na niçin beddua ediyorsun?
    -Ne bileyim evladım; herkes öyle söylüyor ben de söylüyorum işte…
    o Atlı Köroğluymuş !


    İslâm âlimleri Yezid’e lânet ederken bazıları da, “Yezid’in ölmeden tevbe edip etmediği bilinmediği ve bir kişiye lânet ibâdet olmadığı için” lânet etmekten geri durmuşlardır.
    Hazreti Muâviye hakkında tereddüt edenler, bunun cevabını Eyüb Sultan Hazretlerinden de alabilirler. Şöyle ki:
    Peygamberimiz’in övgüsüne mazhar olabilmek düşüncesiyle, İstanbul’un fethi için ilk İslâm ordusu Hazreti Muâviye zamanında gönderilmiştir. Üstelik bu ordunun kumandanı Yezid idi. Hepimizin bildiği Eyüb Sultan Hazretleri, bu orduya bir nefer olarak katılmış ve İstanbul’da şehid olmuştu.
    Eyüb Sultan Hazretleri acaba Hazreti Muâviye’yi bizim kadar da mı tanımıyordu?
    Elbette tanıyordu ve bile bile onun ordusunda bir nefer olmayı kabul etmişti.
    Şimdi bazıları, “Evet o orduya katılmıştı ama şu düşünceyle bu düşünceyle katılmıştı” gibi tevillere gideceklerdir. Onlara verilecek en kısa cevap şu sorudur:
    Eyüb Sultan Hazretlerinin yerinde siz olsaydınız, o hangi düşünceyle o orduya katıldıysa siz de aynı düşünceyle Hazreti Muâviye’nin gönderdiği orduya katılır mıydınız?
    “Evet” derlerse mesele yok. “Hayır” derlerse o zaman onlara şöyle demek hakkımız olur:
    Siz Eyüb Sultan Hazretlerinden daha mı iyi biliyorsunuz?
    Ehl-i sünnet ile Şîa arasındaki kalın çizgilerden birisi de Hazreti Muâviye meselesidir. Ehl-i sünnet inancına göre, “Hazreti Ali ile Hazreti Muâviye arasında geçen hadiseler ictihad farkından idi. Doğru olan Hazreti Ali’nin ictihadı idi. İctihadda hata eden suçlanmayacağı için, Hazreti Muâviye de suçlanmaz. Her ikisi de muhterem ve mübârektir.”
    Hazreti Ali efendimiz derece itibariyle bu ümmetin ilk dördü içindedir. Hazreti Muâviye ise vahiy kâtipliğine getirilecek kadar bir itimada sahipti. Peygamberimiz ona Allah’dan gelen âyetleri yazma vazifesi vermiştir. Bugün, bilmeden onun aleyhinde konuşanlar, onun kayda geçtiği Kur’an âyetlerini okuduklarını düşünmelidirler.
    Eski Diyanet İşleri Başkanımız Ömer Nasuhi Bilmen, bugün eşi olmayan bir âlimdi. Onun Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhıyye Kâmusu isimli muhalled eserinin 1, cild 429. sahifesinde Hazreti Muâviye hakkında şu bilgiler var:
    “Muâviye radıyallâhü anh, ashab-ı kiramdan ve Resulüllah’ın vahiy katiplerindendir. Peygamberimiz’in hanımı ve mü’minlerin annesi olan Hazreti Habîbe radıyallâhü anhânın kardeşi olup kendisine ‘Mü’minlerin dayısı’ unvanı verilmiştir.
    Hazreti Ebûbekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman’ın (radıyallâhü anhüm) halifelikleri zamanında Şam valiliği yaptı. Daha sonra, aralarında yapılan bir anlaşmayla Hazreti Hasan radıyallâhü anh tarafından hilafet kendisine bırakıldı. Şam’da 20 sene kadar hilafette bulundu.
    Hazreti Muâviye son derece zeki, yumuşak huylu, güzel konuşma kabiliyetine sahip, İslâm fıkhına/hukukuna hâkim ve cömertliğiyle meşhur bir zattı.
    İslâm hâkimiyetinin doğuya-batıya yayılması için pek çok hizmetlerde bulundu.
    Peygamberimiz’den 163 hadis rivâyet etmiştir.
    Ebü’d-Derdâ, Cerir ibni Abdillah, Numan ibni Beşir, Ebû Saîdil Hudrî, Sâib ibni Yezid, Ebû Ümâme ibni Sehl, aşere-i mübeşşereden Hazreti Zübeyr’in oğlu İbni Zübeyr, Peygamberimiz’in amcasının oğlu İbni Abbas ve Hazreti Ömer’in oğlu İbni Ömer gibi seçkin zatlar, Hazreti Muâviye’den hadis rivâyet etmişlerdir.
    Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Hazreti Muâviye için, ‘Allahım! Onu doğru yolda eyle ve doğru yola yönlendirici eyle” diye dua etmiştir.
    İbni Abbas hazretlerine, Hazreti Muâviye’nin vitir namazıyla ilgili ictihadı sorulmuş, o da, “Muâviye’nin söylediği doğrudur. O fakihtir’ buyurmuştur. Hazreti Muâviye’nin fıkıhtaki dirâyeti ve üstünlüğü zaten kabul edilmektedir.
    Hazreti Muâviye Hicrî 60 tarihinde Şam’da vefat etmiştir.”
    Bir köşe yazısına ancak bu kadarını sığdırabildim. Hazreti Muâviye meselesini güvenilir bir kitaptan daha geniş öğrenmek isteyenler, Ömer Nasuhi Bilmen’in Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları isimli eserini okumalıdırlar.


+ Yorum Gönder
Git İlk 2346 Son