Nefs Ve Ruh 5 üzerinden 3.50 | Toplam : 2 kişi
  1. 1
    greenmushroom Üye
    greenmushroom
    Üye

    Üye No: 95
    Mesaj Sayısı: 184
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 41

    Nefs Ve Ruh


    Cenâbı Allah'ın özenle ölümsüz olarak yarattığı ve halifelik görevi verdiği insan, iki unsurdan ibarettir. Madde yönü ile bedeni ve madde ötesi tarafı ile benliği. Benlik yani can; ilâhî (Allah'a özgü) bir oluş sırrı ile yaratılan madde ötesi manevî şahsiyetimiz, kişiliğimizdir. Hayat, tabiat, huy, akıl, gönül, irade, düşünce gibi çeşitli unsurlarıyla bizdeki benlik duygusu ve insanın özü. Benlik iki kısmıdır. Bir parçasını nefs, diğer bir parçasını da ruh teşkil etmektedir. İşte birbirinin zıddı bu iki yönümüzle Dünya planında ya aşağılara ineceğiz veya yükseklere çıkarak yüceleceğiz.

    Nefs; benliğin çirkin, kötü ve isyankar davranışlarına denir. Bedensel istek ve arzuların tümünü kapsar. Nefsin özellikleri; yalancılık, zulüm, gurur, şehvete aşırı düşkünlük, öfke, kin, cimrilik, v.s.dir. Yüce Yaratıcı'sını tanımayan, nankör, kendi varlığını herşeyin üstünde tutan hep kötülüklere çalışan tutumuyla yanılgıların kaynağıdır. Sonunda Yüce Allah'ı hissederek O'na dönebilmektedir. Nefs, yaratılışın negatif kutbunun temsilcisi ve Cenâbı Allah'ın Celâl görüntüsüdür.

    Ruh; Cenâbı Hakk'ın dilemesi ile insana yansıyan ve ona hayat veren ilâhî bir kudret, Yaratıcı ile insan arasında ilâhî bir ceryandır. Benliğe güzel ve iyi sıfatların kazanılması için, ona gerçekleri hissettiren ilâhî bir güç. Dünyadaki görevini nefsle birlikte sürdürmektedir. Cenâbı Allah'tan gelen, ölümsüz olan ruhun yücelmesi söz konusu olmayacağından, o hep yücedir. Nefs; ruh ceryanını hissettikçe, onunla ilgisi arttıkça da yücelmektedir. Ruh, yaratılışın pozitif kutbu ve Cenâbı Hakk'ın Cemal görüntüsüdür.

    NEFS VE RUH SIRRI

    50/16: ... İnsanı Biz yarattık. Nefsinin ona ne vesveseler verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.
    12/53: ... Nefs, kötülüğü şiddetle emreder...
    17/85: ... Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bilgi verilmiştir.


    Nefsin vesvesesi; insanın içinden geçirdiği aslı olmayan fakat var sandığı şüphe, kuşku, kuruntu gibi duygulardır. Bunları insanı devamlı kemirir onu isyana, kötü yollara sevk eder. Egoist, gururlu, aşırı hırslı, Dünyanın geçici menfaatlerini tanrı edinir. Nefs; bedene dönük arzu ve isteklerin esiri davranışlara bürünür. Kur'ân'da adları geçen ve kötülüğün en üst noktasını temsil eden Nemrûd, Firavûn, Ebu Cehil'in nefisleri her devirde yaşamaktadır. Nefsde; ferdiyetçilik, benlik duygusu ön plandadır. Yaratılmışlığına, ruh-hayat sırrına rağmen kendi varlığını adeta tanrılaştırması nefsin büyük yanılgısıdır. Cenâbı Allah'ın Tek'liğini, Samed'liğini ve O'ndan başka bir kudretin olmadığı gerçeğini kabul etmemesi, şirk (Allah'a ortak koşma) ve inkarı getirir. Allah'ı bulma da ona perde olur. Nefsinin boş ve zararlı arzularının egemen olduğu bir insan da Allah ile kul ilişkileri gerçekleşemez. Nefsin çok önemli bir özelliği de iyiliğe de kötülüğe de dönebilen seyyal ve değişken olmasıdır. Bunun için nefsten ümit kesilmez ve her zaman Rabbini hissedebilme kabiliyeti vardır.

    " Biz ona şah damarından daha yakınız. " ayeti, Yüce Yaratıcı'nın kuluna ne kadar yakın olduğunu vurgulamaktadır. Ona hayatını, canını Kendi Ruhun'dan üfleyerek vermesi, bu yakın ilişkinin sırlarıdır.Kul, Mutlak Kaynak'tan gelen ruh cereyanı ile Yaratıcı'sını hisseder, O'ndan kuvvet alır ve yücelir. Ruh; Emir Aleminden " yani Allah'tan geldiği için ölümsüzdür, sezildiği oranda da kulu yüceltir.

    Ruh nefsi, nefs de ruhu hakimiyeti altına alabilir. Nefsin ruha galibiyetinde negatif kuvvetlerin eline geçen nefs, azab çekerek cehennemi hak edecek; nefsin ruh gerçeğini hissederek ona sahip çıkması halinde ise pozitif kuvvetlerin kaplaması ile o kul, sonsuz kurtuluşu ve cenneti kazanacaktır. Yaratılış yasası gereği nefs; acı çekerek, yoğrularak adım adım olgunlaşır ve kemale erer. Ruh için olgunlaşma düşünülemez, o Allah'tan gelen ilâhî bir yönümüzdür.


    İlgili Yazılar

  2. 2
    greenmushroom Üye
    greenmushroom
    Üye

    Üye No: 95
    Mesaj Sayısı: 184
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 41

    --->: Nefs Ve Ruh


    NEFS

    KÖTÜLÜĞÜ EMREDEN NEFS

    12/53: ... Nefs, kötülüğü şiddetle emreder...
    4/128: ... Esasen nefisler hırs ve kıskançlıklara dolu olarak yaratılmıştır...
    25/43-44: Nefs arzusunu kendine tanrı edinen kişiyi gördün mü? Onlar hayvanlar gibidir, hatta tuttukları yolca daha sapıktırlar.


    İnkarcıların bazıları; kendilerini yaratan Cenâbı Allah'ın ilâhî yasalarına uymak suretiyle yücelecekleri yerde şehvetlerine tabi olmuşlar, zulüm yaparak, Dünya menfaatlerinin esiri olarak, azgınlaşmışlar, nefsin boş ve zararlı arzularını tanrı edinmişlerdir. İşte bunlar en vahşi hayvanlardan da aşağıdır. Hayvanların yaratılış gayelerine uygun fiiller meydana getirmelerine karşılık onlar, Yüce Yaratıcı'nın kendilerine halifelik, hayat, akıl-gönül v.s. gibi verdiği sonsuz nimetlere rağmen nankörlük etmektedirler.

    Nefs; yalancı, bencil, kâfir (inkâr eden), zalim, hırslı ve cimri, şüpheci, kıskanç, kibirli, şehvetin esiri, kalbi katı, kindar, alaycı, vefasız ve öfke sahibidir. Bu özellikleri ile hep kötülüğe koşmaktadır. Eğer benlikte ruh unsuru olmasaydı insanlar, nefs yanılgısı içinde ebedî sonsuzlukta kaybolup giderlerdi. Ruh cereyanını duymak istemeyen bazı sapıklar da olduğu gibi.

    DÜNYA HIRSININ GAFLETİ

    89/15-20: ... Ne zaman Rabbi insanı deneyipte ona cömert davranıp, nimetler verirse, o vakit: "Rabbim bana ikram etti. " der. Ama onu sıkıntıya uğratıp rızkını daraltırsa: " Rabbim bana ihanet etti. " der. Hayır, siz yetime ikram etmezsiniz. Fakiri doyurmayı birbirinize teşvik etmezsiniz. Mirası, helâl-haram ayırmaksızın alabildiğine yersiniz. Malı (zekât vermeden) yığmacasını o kadar seviyorsunuz ki!


    Ayetler; bencil, egoist, nankör, mal canlısı insanın Dünya'da ki gafletini yani bilgisizliğini, vurdum duymazlığını yansıtıyor. Rabbi ona sınav için mal ve mevki verirse kendini, hep armağan verilen sevgili kullarından kabul eder,zevk ve azgınlığa dalarak yaratılış gayesini unutur. Yine Rabbi onu sınayıp da rızkını daraltırsa, Rabbim bana ihanet etti diye gücenir. Darlığın da bolluğun bir oluş sırrı olduğunu, insanları eğittiğini bilemez. Onun en büyük arzusu geçici Dünya nimetleridir, onun için yaşar. Oysa ki kullar sınavda oldukları için; varlıkta da yoklukta da Cenâbı Allah'a hamd ile şükür etmeli ve insanlara yardım yapmayı gaye edinerek yaşamalıdırlar ki, sonsuz kurtuluşa ve mutluluğa ulaşabilsinler.

    OLUŞ SEBEBİNİ HİSSEDEN NEFS

    75/2: Kendisini sürekli kınayan (ayıplayan) nefse yemin ederim ki!


    Hep kötülüklere koşmaktan kuşku duyarak pişman olup, kendini levm eden yani ayıplanan nefsin durumu açıklanmaktadır. Dünyada işledikleri günahlardan, kusurlardan pişmanlık duyarak, niçin daha iyi işler üretmedim diye üzülmektedir. Bu duygudaki nefs; gerçeği, yani Yüce Yaratıcı'sını farketmekle beraber tereddütlüdür. Yardıma ve aydınlanmaya muhtaçtır.



  3. 3
    greenmushroom Üye
    greenmushroom
    Üye

    Üye No: 95
    Mesaj Sayısı: 184
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 41

    --->: Nefs Ve Ruh


    NEFS VE RUH SAVAŞI

    91/7-10: Nefsi ve onu düzgün bir biçimde şekillendirdi. Sonra da ona kötülük ve takvayı ilham etti. Nefsini temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur. Onu kirletip örtense kayba uğramıştır.


    İnsanlara doğuştan; neyin kötülük olduğunu yani benliğe zararlı olduğunu, neyin de iyilik dolayısıyla benliğe faydalı olduğunu ayırt etme özelliği verilmiştir. Zulüm, nankörlük, yalancılık v.s. gibi fiiller yapıldığında işte bunlar kötü işlerdir, nefsi kirletir bunun için yapılmamalıdır. İyilik ve güzellik sergilemek, infak etmek, sabırlı ve adaletli olmak v.s. gibi fiiller de iyi işlerdir, nefsi temizleyip arındırır, bunun için de yapılmalıdır. İşte bu iyi ve kötüyü ayırt etme duygusu insanlara doğuştan verilmiştir.

    Benlikte birlikte bulunan kötülüğün temsilcisi negatif kuvvetler ile iyiliğin temsilcisi pozitif kuvvetler, birbirinden ayrı kutuplar olduğu için savaş halindedir. Kul; bu mücadelenin galip veya mağlubiyetine göre aşağıların aşağısına inmekte veya yücelerek kurtuluşa erişmektedir.

    NEFSİN RUHUN EMRİNE GİRMESİ

    79/40-41: Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırana gelince, şüphesiz onlar için cennet yegane barınaktır.
    89/27-30: Ey itaatkâr nefs! Dön Rabbine sen O'ndan O senden hoşnut olarak. Gir kullarımın içine, gir cennetime.


    Ayetlerde yücelmiş bir nefs tarif ediliyor. Nefs, içindeki kötü sıfatları tamamiyle disiplin altına almış, ruha da sahip çıkmıştır. Tam bir iman ile Cenâbı Allah'a teslim olmuş, takva yaşamı ile arınarak kemale ermiştir. Rabbi ondan kul da Rabbinden hoşnut olarak Yüce Yaratıcı'sına dönmüştür. İnsanın Dünya yaşamındaki ulaşabileceği en yüce mertebe.


  4. Reklam

  5. 4
    greenmushroom Üye
    greenmushroom
    Üye

    Üye No: 95
    Mesaj Sayısı: 184
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 41

    --->: Nefs Ve Ruh


    RUH

    Ruh; Yüce Allah'ın dilemesi ile insana yansıyan ve ona hayat veren ilâhî bir kudret, Yaratıcı ile insan arasında ilâhî bir cereyandır. İnsan, madde yönü bedeni ile ölümlü, madde ötesi ruhu ile de ölümsüzdür. Ruh hakkında Kur'ân'da az bilgi verilmiştir. Ruhun en büyük özelliği; bir cisme girdiği zaman ona hayat, hareket ve akıl vermesidir.

    RUH RABBİMİN EMRİNDENDİR

    17/85: Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki; ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size bunun ilminden az birşey verilmiştir.


    " Ruh, Rabbimin emrindendir " yani ruh; beni yaratan, peygamberler göndererek bana ilâhî yasaları öğreten ve beni terbiye eden Rabbimin katından bir emirdir. Ben kendimi ve Yüce Yaratan'ımı ruhun bendeki varlığı ile hisseder, duyar ve bilirim.

    " Size bunun ilminden az birşey verilmiştir. " yani hakkın da hiçbir şey bilmez değilim. Derinlemesine, hakikatine değil de ancak az bilgi sahibiyim. Ruhun hayat veren ilâhî bir güç olduğunu, nefsi de yaratılışın pozitif kuvveti olarak eğitip yücelttiğini, Cenâbı Hakk ile kul arasında ilâhî bir ceryan, bir iletişim olduğunu ve Hz. Adem'i ve dolayısiyle bütün insanları Kendi Ruhundan üfleyerek yarattığını bilirim.

    Ruh ölümsüzdür ve Allahü Teâlâ'nın bütün sıfatlarına mazhardır, başka bir ifadeyle Cenâbı Hakk, dilediği özelliklerini ruh vasıtasiyle açığa çıkarmaktadır. Kullarının kavrayamayacağı bilgilerle meşgul olmasını istemediğinden, Kur'ân'da ruh hakkında fazla bilgi verilmemiştir.

    RUHUMDAN ÜFLEDİM

    15/28-29: ... Rabbin meleklere demişti ki: " Ben, kuru bir çamurdan şekillendirilmiş bir balçıktan bir insan yaratacağım. Onun yaratılışını tamamladığım ve içine Ruhumdan üflediğim zaman, onun için secdeye kapanın.
    21/91: Namusunu koruyan Meryem'i de hatırla ki, emrimizle vücuda gelen bir ruhtan ona üfledik; Onu ve oğlunu alemler için bir ibret kıldık.


    Büyük müfessir merhum Elmalı'lı Hamdi Yazır'ın ayetle ilgili açıklamalarının sadeleştirilmişi şöyledir: " Yani emrimde bulunan ruhun, ona girmesini ve onun vücudunda karar kılmasını emredeceğiz. İşte o zaman balçıktan yapılan bu varlık, canlılık kazanacaktır. Ruhumdan üfledim tabiri azlık için değil, halife olarak yaratılan Hz. Adem'e büyüklük, yücelik verilme belirtisi içindir. Ruhumdan bir parça üfledim, demek değildir. Çünkü ruh, Allahü Teâlâ'nın emrindedir. Üfleme tabiri de, maddeye doğrudan doğruya hayat verilmesini belirtir. Bakara 2/31: " Adem'e bütün isimleri öğretti. " ayetindende anlaşıldığına göre, yalnız bedensel hayat değil, zihnî ve ilmî hayatın başlangıcı olan anlayış ruhunun, düşünüp konuşma özelliğinin buna bağlı olduğunu ifade eder. Yoksa ruh üfleme, hayat işaretlerinden olan nefes alma ile de ifade edilebilinirdi. "

    " Meryeme de ruhumuzdan üfledik " ayetinden, Hz. İsâ'nın yaratılışının da tıpkı Hz. Adem'deki gibi olduğunu öğrenmekteyiz. Kur'ân; Yeryüzünde yalnız Hz. Adem ve Hz. İsâ, babasız olarak Cenâbı Allah'ın Ruhundan üfleyerek yaratıldıklarını bildirmektedir.

    İnsanların özünü yani canı nefs ve ruh teşkil etmektedir. Her ikisi de benliğin birer parçasıdır. Yaşamımızın mutlak nedeni olan ruh, Cenâbı Hakk'ın emri ile meydana gelmekte ve bizlere yansımaktadır. Allah ile kul arasındaki cereyan, iletişim ve beraberlik ruhun ilâhî oluş sebebidir. Kaf 50/16: "... İnsanı biz yarattık... Biz ona şah damarından daha yakınız. " ayetinin belirttiği gibi ruhun bizdeki varlığı ile Yüce Yaratıcı bizimle hep beraber dir. Kur'ân da bu beraberlik bir çok ayetlerle de vurgulanmıştır. Hadid 57/4: "...O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir... " Diğer bir ayeti de dinleyelim. Mücadele 58/7: " ... Üç kişi aralarında fısıltı ile konuşurken dördüncüleri mutlaka Allah'tır. Beş kişi olsalar, altıncıları mutlaka O'dur; gerek daha az ve gerek daha çok her nerede olsalar mutlaka O, beraberlerindedir... " İşte insanlar, Cenâbı Allah'ın her an Kendisi ile beraber olduğunu anlamalıdır. Eğer bu anlayışı yaşayamazsa o zaman benliğini şeytan kaplar ve nefsinin kötü sıfatlarına uyarak Dünya'da ki olgunlaşmasını ve sınavını kaybeder.

    İnsanlar, kendilerine bu kadar yakın olan Yüce Yaratıcı'larını nefs perdelerinden dolayı maalesef bilmemektedir. Ancak nefsini arındırmış, nefsi ruhun emrine vererek takva yaşamı ile kemale ermiş insanlar müstesna. Bunlar kurtuluşa ermiş yüce benliklerdir. Ruh cereyanı ile Cenâbı Allah'ın varlığını içinde hisseden büyük tasavvuf şairi Yûnus Emre: " Bir ben var bende, benden içeri. " sözleri bu gerçeği ne kadar güzel ifade etmiştir.

    ALLAH'A DÖNDÜRÜLÜRLER

    6/61-62: ... Sonunda birinize ölüm geldi mi elçilerimiz onun canını alırlar... Öldükten sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O'nundur...
    2/156: ... Biz Allah içiniz ve sonunda O'na dönüp gideceğiz.


    Kur'ân, ölüm sonrasını: " Allah'tandı ve O'na döndürüldü. " ifadeleriyle anlatmaktadır. Hayat enerjisini veren ilâhî ceryanın şalteri kapanınca ruh; gerçek sahibi Yüce Yaratıcı'sına geri döner. O'nun huzurunda toplanır, kulun günah ve sevaplarına göre hüküm verilir. İnsanlar, öldükten sonra ancak perdeler kalkınca gerçekle karşılaşırlar. O zaman yaratılış sırlarını anlayabilirler. Tekasür 102/13 de şöyle buyrulmaktadır: " Çokluk kuruntusu sizi oyaladı. Kabri ziyarete kadar sürdü. Öyle değil ileride bileceksiniz. " yani gerçekleri ancak ölüm ile öğreneceksiniz. Eğer benlik Dünyada ki yaşamında nefsinin kötü sıfatlarını tamamiyle kontrol altına almış ve takva yaşamı ile tam arınmış olarak Yüce Yaratıcı'sına sığınıp teslim olmuş ise; nefs perdesini kaldırmış, hakikatleri de görmüş demektir. Peygamber Efendimizin de " Ölmeden evvel ölünüz. " sözünün sırrına erişmiştir.



  6. 5
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Selamün aleyküm,insana veya cinlere dişilik ve erkeklik özelliğini kazandıran nedir?Ruh mudur yani ruhların dişilik erkeklik özelliği var mıdır?Anne baba kardeş kavramları ruhlar için de geçerli midir?Ruhlar birbirini tanımaz mı?


  7. 6
    arifselim Yönetici
    arifselim
    Yönetici

    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 29,935
    Tecrübe Puanı: 10

    Aleykum selam. İnsanı ve cinni dişi ve erkek olarak yaratan Allah'tır. Ruh hakkında insana pek az bilgi verilmiştir. Bu haber bizlere kuranı kerimde şöyle bildirilmiştir:

    Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”
    İsra 85. ayet.


  8. 7
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Hadislerden de bildiğimiz gibi ruhlar hareket eden, gezen, canlı, birbirleriyle görüşen ve konuşan varlıklardır.
    Ayrıca ruhlar azap veya nimeti de tadar.
    Peygamberlerin, şehitlerin, müminlerin ruhları nimetler içerisinde, kâfirlerin ruhları da azap içerisinde.
    Ruh tek başına her şeye muhatap iken bedenlerin yaratılış amacı nedir, ruh tek başına yetmez mi?
    İnsan dediğimiz varlık zaten ruhtur, çürüyen beden insan değildir.
    🤔🤔🤔


+ Yorum Gönder