Tarih şuuru 5 üzerinden | Toplam : 0 kişi
  1. 1
    misafir1 Üye
    misafir1
    Üye

    Üye No: 122432
    Mesaj Sayısı: 48
    Tecrübe Puanı: 1

    Tarih şuuru


    tarih yazma işi 1800 lerde bir disiplin halini almaya başlamış ve 19 yy larda bu meselede yol katedilmiştir. önceki dönemlerde avrupada binlerce feodal yapı varken, ulus devletlerin inşa edilmesi ile avrupa birliğini sağlamış ve onlarca devlet olarak bir arada bulunabilmişdir. hem bu dönemde avrupanın en önde gelen düşünürlerinin alman olmaları, hem de almanların tarih marifetiyle bir araya gelmeleri ve millet olmaları nedeniyle, bu tarih yazma disiplinine önderlik yapanlar almanlar olmuşlardır. hegel bu durumu şöyle izah etmiştir: bir milletin tarihde yer almasının bir tane yeterli ve gerekli şartı vardır, o da germenlerle kuzey kavimleriyle irtibatlı olmalarıdır, demiştir. avrupa birliğini tarihin kendilerine sağladığı imkanları kullanarak yapmışken, biz ise olan birliğimizi tarihimizi inkar ederek kaybettik. kendimizi düşünmeyen hiçbir şeyden anlamayan sadece savaşabilen bir millet olarak resmettik ki bugün bu bile yıpratılmaktadır.. halbuki ilmi iktisadi ve içtimai sistemin, savaşlardan ala bir göstergesi olabilir mi ? bunlar olmadan nasıl savaşılabilir.


    bir sırp atasözü vardır gelecek gayet açıkdır, sürekli değişen geçmiştir der. aslında insan gelecek planlarına veya inşa etmek istediği modellere göre geçmişini sürekli olarak yeniden organize eder. birileri çıkar biliyor musun, o iş aslında öyle değilmiş böyleymiş der ve o iş böyle olur. sonra başkaları çıkar, o mesele aslında böyle de değilmiş şöyleymiş der ve her şey birden şöyle oluverir. biz insanlara hayal satmıyoruz. bu bilinçsizlik bizlerde, hava civa peşinde koştuğumuz, islamı kucağımızda bulduğumuz, haydi hayırlısı deyip savunduğumuz zannını doğurabiliyor. biz 1400 senenin, ayakta kaldığı 1300 senesinde, öyle veya böyle tatbik edilmiş bir uygulamadan bahsediyoruz. biz indirildiği günden bu güne, kendisine müracaat edildiği ve kendisine sarılındığı takdirde başarıya ulaşmış bir şeyden bahsediyoruz. insanlara hayal satan biz değiliz, doğal yerleri sarsan, modeller dizayn eden ve insanları dizayn edilmiş bu modellere yönlendiren ve tamamen kurgulardan ibaret bu modellerin içerisinde beklentiler karşılanmadığı zaman da, bu beklentileri beklenti ufuklarına havale eden biz değiliz.


    başka milletlerin tarihlerini dinlerini ve dillerini öğrenen milletler, aslında o milletleri yönetmeye talibdirler ve bu işe de çokdan soyunmuşlardır. biz daha kendi tarihimizi kendi dinimizi doğru dürüst bilmezken, avrupada veya amerikada dünyanın her yerindeki milletlerin tarihleri ve dinleri üzerine kürsüler mevcuttur ve bu yönde ciddi yekün tutan çalışmalarda yapılmış bulunmaktadır. hinti çini müslüman yapmak isteyen, hintinden çininden inanışlarını tarihini dilini öğrenir. bizim hiç bir şeyin peşinde olduğumuz falan yok, adamlar boynumuzda tasma bize kıyıda köşede ufacık bir yaşama alanı bıraksalar, biz ona bile dünden razıyız. adamlar bize yaşam alanı bırakmıyorlar anca nefes alamaz hale getiriyorlar köşeye sıkışıyoruz da, hayırdır diyoruz. aslında adamlar bizim ne yapmamız gerektiğini, neyin peşinde olmamız gerektiğini bizden daha iyi biliyorlar.


    son olarak brezilya da bir öğretmen derste bir öğrencisini kaldırır ve öğrencisine kristof kolombu sorar. öğrencisi de amerikayı bulan insandır cevabını verir. öğretmeni de, gerizekalı mısın olm sen biz zaten hep buradaydık, adamlar geldi der yani unutmamız gereken şey olaya içerden bakma özelliğimizi kaybetmememizdir. adamlar bulmasa, adamlar anlatmasalar sanki biz hiç olmayacaktık.


    son demiştim ama son bir şey daha ekleyeyim. bugün insanların önüne, dünyayı sadece eski yunandan romadan aydınlanma çağı avrupasından ve amerikadan ibaret resmeden bir tarih dünya resmi konmaktadır. halbuki eski yunan hakkında - 700 lü senelerden önce bilinen sağlıklı bir bilgi bulunmamaktadır. ondan öncesi için ortaya konan resim, belirsiz tarihlerden hikayelerden ve tahminlerden ibarettir. halbuki - 5000 lerde - 4000 - 3000 lerde mısırda çinde hintte mezopotamyada kapı gibi medeniyetler vardır ve avrupalılar hiç bir zaman bunlara dikilememiş ve ancak bir otoritenin olmadığı yerlerde koloniler kurabilmişlerdir. iskenderden önce avrupayı kale alan kimse olmamışdır. mesela matbaanın bulunması 3 yy lara kadar dayanır, öncelerinde ağaca taşa yapılan baskılar sonralarında ipeğe yapılmış, ipeğin pahalı olması nedeniyle de matbaa sarayda kısıtlı kalmış, sonralarında kağıda baskı yöntemlerinin gelişmesiyle 8 yy larda yaygınlaşmış ve 12 yy larda da geliştirilmiştir. bugün insanlar, matbaayı 15 yy da gutenbergin bulduğunu öğreniyor öğretiyor. hiçkimse de 15yy da bulunan bir şey nasıl oluyorda 12 yy da uzakdoğuda yaygınlaşıyor demiyor bile. bakın avrupalılar tarihin gördüğü en küstah milletlerdir. avrupalılar ateşi nasıl bulmuşlar ? haşa tanrılardan çalmışlar. bir insan nasıl bunu söyler ? nasıl bunu anlatır ? nasıl buna inanır ? bunlar haşa tanrılarından ateş çalabilen, haşa tanrılarıyla ilişkiye girebilen, haşa tanrılarından çocuk doğurabilen, haşa tanrılarıyla savaşabilen ve haşa tanrılarını öldürebilen milletlerdir. bu neyin kafası hiç düşünüyor musunuz ? hamaset falan yaptığımı da sanmayın.


    17 yy da dünyayı veya tarih öğrenmeye kalktığınızda nasıl tarih osmanlıya akıyorsa, bugünde dünyayı ve tarihi öğrenmeye kalktığınızda tarih batıya akmaktadır. bakın 17 yy da müslümanlar hatta türkler, bir kuşak halinde çinden fasa dünyanın hükümdarı idi. eksik gedik, şii mii doğunun hakimi babürşahlardır, horasanın hükümdarı irandır, batının hükümdarı da osmanlılardı. papa kanuni almadan son kez romayı ziyaret edin sözlerini söylüyor, avrupalılar amerikayı bulduğumuz iyi oldu türkler bizi avrupadan sürer atarsa amerikaya gideriz diyorlardı. ve inanın fetihlerle birlikte islam alimleri, çininde hintinde avrupalılarında eski yunanında tarihini ve inanışlarını onlardan daha iyi biliyorlardı. fatih eski yunanı bizansdan daha iyi biliyordu. hele afrikanın durumu bambaşka, içler acısı bir durumdur. osmanlılar afrikanın yarısına hakimdir, orta afrikalara kadar osmanlı hutbeleri okutulmakda, güvenlik sağlanmaktadır. cihan savaşında afrikanın en kuzeyinden osmanlıya yardımlar gönderilmiştir. osmanlının afrikada topraklarının güney sınırları, afrikanın ortalarına kadar dayanmakda idi. 1870 lerde berlin konferansı ile avrupalı devletler çizmiş, osmanlı buna itiraz etmişse de bunda başarılı olamamıştır. bakın afrika hayat demekdir zenginlik demekdir. romayı roma yapan afrika olmuşdur, osmanlıyı osmanlı yapan afrika olmuştur. avrupada sömürerek sınırsınz hammadde ve sınırsız işgücü imkanına kavuşmuşdur. osmanlı mısırın fethiyle zenginleşmiştir. balkanları topdan alsan veya coğrafi keşifler öncesinde avrupanın yarısını alsan kaç yazar. seferiydi imarıydı olan paranda gider. ve avrupa afrikayı boşaltırken, osmanlı anadoludan afrikaya adam götürmüştür. hatta bir beldenin kadısına yazıyorlar, afrikaya gönderecek asker istiyorlar. kadı bizim burada adam kalmadı diyor, bunlarıda gönderirsek biz burada güvenliği sağlayamayız cevabını veriyor.

    yani kardeşlerim okuyun öğrenin. en azından kendinizden şüpheniz olmayacak kadar, ayaklarınız kaydırılmayacak kadar; şuur üzere olun. uğraşmayın, şunu yapsam ne olurdu bunu yapsam ne olurdu, vesveseydi, hataydı, ümitsizlikdi bilmem neydi. inanın bütün bunlar şuursuzlukdan oluyor.

    İlgili Yazılar

+ Yorum Gönder