SAFFAT SURESİ Hakkında Bilgi 5 üzerinden 4.57 | Toplam : 21 kişi
  1. 1
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,807
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 45

    SAFFAT SURESİ Hakkında Bilgi


    SAFFAT SURESİ


    Sure Hakkında Bilgi


    Adını, ilk ayetinde geçen "saffât" kelimesinden almıştır. Saffât, "sıra sıra duranlar" anlamına gelmektedir. Saf tutmuş meleklere işaret eden ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sure, Mekke dönenimin ortalarında, En'âm suresinden sonra inmiştir. Sure 182 ayettir. Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 37., iniş tarihine göre ise 56. suredir. İlk üç ayette, saf tutmuş meleklere, bulutları sevk ve idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'ın bir olduğu gerçeği ortaya konmuştur.


    Surenin temel konuları


    Yüce Allah'ın varlığının, birliğinin ve kudretinin delilleri,
    İnkarcı müşriklerin batıl inançları, ahiretteki acıklı durumları,
    Müminlerin kavuşacakları sayısız nimetler,
    İnsanın yaratılış evreleri,
    Geçmiş toplumlara gönderilen bazı peygamberlerin kıssaları,
    Cennet ve cehennem tasvirleri,
    Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Musa, Hz. İlyas, Hz. Lut ve Hz. Yunus'ın kıssalarından ibretlik bölümler.


    Surenin temel mesajları


    Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların rabbi tek Allah'tır.


    Yüce Allah, gökyüzünü yıldızlarla süslemiş ve şeytanlardan koruma altına almıştır. (Bu mesajla, Allah'la cinler arasında bir yakınlık olduğuna inanan Câhiliyye halkının hurafeleri reddedilmek istenmiştir).


    Çamurdan yaratılan insan kompleks bir yapıya sahiptir. İnsan, kendi yapısını incelemeli ve Allah'ın kudretini anlamalıdır.


    İnsanları ve bütün kainatı yaratan Allah, elbette ölüleri diriltecektir. Buna inanmayan ve alaya alan inkârcılar ahirette gerçeği anlayacaklardır. Kendileri, liderleri ve taptıkları şeyler cehenneme doldurulacak, hiçbir yardım göremeyeceklerdir. Orada birbirlerini suçlayacaklar ve sonunda azabı hak ettiklerini itiraf edeceklerdir. Bir Allah'a ve Hz. Peygamber'e inanmayı reddeden bu inkârcılar, yaptıklarının karşılığı olarak acı bir azaba çarptırılacaklardır. Orada kendilerine acı zakkum ağacı yedirilecek ve kaynar sular içirilecektir.


    İnanmamakta ısrar eden inkarcılar için mucizeler fayda vermez.


    Allah, iyi kullarını cennetlerle ödüllendirilecektir.


    İnsan, kendisine iyi arkadaş seçmeli, haktan saptıracak, doğru yoldan uzaklaştıracak kimselerle asla dostluk etmemelidir.


    Allah, Hz. Peygamberden önce de peygamberler göndermiştir. Fakat insanların çoğu inanmamış ve bu yüzden helak edilmişlerdir. İnsanları hak yola çağıranlar arasında Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Musa, Hz. İlyas, Hz. Lut ve Hz. Yunus da vardır. Bu seçkin kişiler, ahiretteki mükâfatlarının yanında, dünyada da hayır ile anılmaktadır.


    İnsan, aklını kullanarak hakikati bulmalıdır. Bu konuda Hz. İbrahim örnek bir şahsiyettir. Hz. İbrahim, putlara tapmanın anlamsızlığını ve onların acizliğini akılla ispat ederek, toplumuna gerçeği göstermiştir. Onlar ise onu ateşe atıp yakmak istemişler, ama Yüce Allah onu kurtarmış ve inkârcılar emellerine muvaffak olamamışlardır.
    Hz. İbrahim örneğinde olduğu gibi Allah, kendisine inananlara yardım elini uzatır.


    İnsan, Allah'a güvenmeli ve ona tam bir teslimiyetle teslim olmalıdır. Bu konuda Hz. İbrahim örnek alınmalıdır. Hz. ibrahim, Allah'a verdiği sözü tutarak, Allah için biricik oğlunu kurban etmek istemiş, Hz. İbrahim'in oğlu da Allah ve Elçisinin buyruklarına teslim olup kurban olmayı kabul etmiş ve böylece çok büyük fedakârlık ve güçlü iman örnekleri vermişlerdir. Yüce Allah onların bu samimi tutumlarına lütfuyla karşılık vererek, kurbanlık bir koç göndermiş ve kendilerinden razı olmuştur.


    Allah'a evlat isnat etmek küfürdür. Allah'a evlat isnat eden müşrikler ve Hıristiyanlar büyük bir yanılgı içindedirler.


    Melekler, Allah'ın buyruğunda, her birinin belli makamı olan varlıklardır.


    Yüce Allah, Elçilerini mutlaka başarıya ulaştırmıştır. Galip gelenler hep inananlar olmuştur.


    Hasenat programından alınmıştır.

    İlgili Yazılar

  2. 2
    mum Admin
    mum
    Admin

    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 9,914
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: SAFFAT SURESİ Hakkında Bilgi


    saffat suresi ile ilgili bilgi

    SAFFAT SURESİ

    Surenin İsmi:

    Bu sure, Allah Tealâ tarafından "Saf duranlar"a yemin edilmesiyle başladığı için "Sâffât" adını almıştır. Buradaki "saf duranlar", tıpkı dünya*da insanların namaz için sıra sıra dizilip saf bağlamaları gibi gökyüzünde saf bağlayan temiz meleklerdir.

    Surenin Muhtevası:

    Bu surenin konusu, tıpkı diğer Mekkî surelerde olduğu gibi inanç esaslarının açıklanmasıdır ki bu esaslar tevhid, vahiy, nübüvvet, öldükten sonra dirilme ve amellere karşılık görmeye inanmadır.
    Yine bu surede, mugayyebata (gayb alemine) ilişkin üç husustan söz edil*mektedir ki bunlar melekler, cinler ile ahirette diriliş ve hesaba inanmadır.
    Sureye, Allah'ın emrini yerine getirmek için gökte dizi dizi duran ve bulutları Allah'ın dilediği gibi sevk ve idare eden meleklerden ve tevhide, yerin ve göklerin yaratılışına ve göğün yıldızlarla süslenmesine delâlet için Allah'ın kendilerine yemin ettiği varlıklardan söz ederek başlanmaktadır.
    Daha sonra cinlere ve bunların alevlerle gök yüzünden kovulmalarına işaret edilmektedir. Bu ayetlerden maksat, cinlerle Allah Tealâ arasında bir yakınlık bulunduğunu iddia eden cahil müşrikleri cevaplandırmak ve onların iddialarını reddetmektir. Yine bu ayetlerde, müşriklerin diriliş ko*nusundaki tutumu, öldükten sonra dirilmeyi inkârları, dünya ve ahiretteki durumları açıklanmakta; onların bir tek sayha ile önemsiz, küçük ve zelil varlıklar olarak haşrolunacakları kesin ve susturucu bir şekilde ortaya konmakta ve ancak kıt akıllı kimseleri aldatabilecekleri belirtilerek müş*rikler, "Melekler Allah'ın kızlarıdır." şeklindeki sözleri sebebiyle azarlan*makta ve Yüce Allah bundan tenzih edilmektedir.
    Yine bu sure kâfirlerin kıyametteki ahvalinin kötülüğünü açıklamakta ve onları, dünyada müminlerle aralarında geçen bir konuşmayla zikretmek*tedir. Daha sonra ibret, nasihat ve varılacak sonu açıklamak maksadıyla müminlerle kâfirlerin sonunu açıklayarak -ki müminler, nimetlerinin özel*likleri anlatılan cennette, kâfirler ise ateşinin vasıfları anlatılan cehennem*de ebedî kalacaklardır- meseleyi kesin bir şekilde bağlamaktadır.
    Burada anlatılanlar, daha önce gelmiş bulunan bazı peygamberlerin hatırlatma ve nasihat amacıyla özet halinde anlatılan kıssalarıyla da uyum halindedir. Bu peygamberler Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. İlyas, Hz. Lût ve Hz. Yunus (a.s)'dır. Ancak surede Hz. İbrahim (a.s.) kıssasında iki noktada açıklamaya gidilmektedir. Bun*lardan ilki Hz. İbrahim (a.s.)'in putları kırması, ikincisi de -tüm insanla*rın, iman, imtihan ve kurbanın nasıl olduğu konusunda aydınlatılması için- oğlunu kurban etmeye atılmasıdır. Zira o, Rabbinin emrini bir an ön*ce yerine getirmek için harekete geçmişti. Sözkonusu emir onun sabrını de*nemek maksadına yönelikti ve o, iman ve sıdk ile bu çetin imtihandan ba*şarıyla çıkmıştı; oğlunu, Allah'ın rızası uğruna yine O'nun verdiği evlâdını kurban edecekti. Ancak Allah, kurban konusunda sünnet kıldığı bir bedeli kendisine ikram buyurdu.
    Aynı şekilde ilginç olan Hz. Yunus (a.s.) kıssası ve -tevbe ettiği, Allah'ı zikredenlerden ve namaz kılanlardan olduğu için- balığın karnından kur*tarılışı da bu surede açıklanmaktadır.
    Meleklerin kimi vasıflarının anlatımıyla başlayan sure, yine onların birtakım özelliklerinin anlatımıyla sona ermektedir. Surenin sonunda me*leklerin saflar halinde durdukları ve Allah'ı teşbih ettikleri anlatılmakta, Allah'ın gerek dünyada, gerekse ahirette enbiya ve evliyasına olan yardımı beyan edilmekte, rasuller övülmekte ve Allah'ın onlar üzerine olan selâmı ifade edilmekte, Allah'ın, müşriklerin isnat ettiği vasıflardan münezzeh ol*duğu vurgulanmakta ve Cenab-ı Hak, kendisini sena edip, zatının "izzet sahibi" ve "alemlerin Rabbi" olduğunu belirterek hamdin kendisine mah*sus olduğunu dile getirmektedir.


+ Yorum Gönder